9 Eylül 2009

ayrılık

çok ağladım arkandan, senin haberin yoktu..
zannettin ki ben çok istiyorum bu ayrılığı,
olsun... böyle düşünmek rahatlatacaksa seni ,
razıyım kötü taraf olmaya.
tek isteğim var senden,
lütfen yanlış bir şey yapma...

27 Ağustos 2009

Ölüm

Ölüm Allah'ın emri de
Şu ayrılık olmasaydı
.....

hayatta bazen insan her şeyden vazgeçer..her şey birden anlamını yitirir.ne ki bütün bunlar,dersin.neden onca koşuşturdum ben şimdi, elime ne geçti ki?diye sorası gelir insanın... insanın gözünde hiçbir şeyin olmadığı, her şeye külliyen yalan gözüyle bakabildiği nadir anlardan biridir ölüm.. duydunuz mu o kelimeyi kanınız donar,sanki bir anda vakit durur ve o kelime ve siz karşı karşıya kalırsınız..verilebilcek ne teselli ne de cevap vardır..bilirisn o sonu,mutlaka herkesin başına gelecektir;fakat hep uzakta gibi gelir insana..evet o var biliyorum ama bana gencken uğramaz ki diye düşünür insan.. anlaşmalıdır ya kaderle,gençken gelmeyecektir ölüm meleği... sadece ona mı,etrafındaki kimselerde düşünmez ki o meleği.. gençlere yakışmayan yegane şeydir ölüm.. daha gençtir, göreceği çok şey vardır hayatta. daha gençliğinin çok baharındadır.. daha tadına bile varamamıştır mutluluğun,hüznün,sıkıntının..hele ki hiç beklenmedik bir anda geldiyse bu haber yakar herkesin içini..

zamansız oluşu mu, daha çok erken oluşu mudur bilmem ama çok üzüldüm bu akşam..aldığım bir ölüm haberi yıktı beni.. bu sene yakınımdakilerden böyle çok haber aldım... tesellinin olmadığı bir andır bu.. sabret demekten başka çare yoktur,kaldı ki bu teselliğe insanın kendisi bile inanmaz..

her ölüm haberi üzer insanı ama bir genç ölüm haberi duyunca yıkılır insan..daha görecek güzel günleri vardı, çok erken oldu diye düşünür..Allah ailesine sevenlerine sabırlar versin diyorum..kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olsun inşallah.. Allah'ım bizlere de hayırlı ölümler nasip et..

23 Ağustos 2009

tanışma

yeni insanlar tanımak istiyorum..yeni yazılar okumak, yeni fikirler duymak,yeni bakış açıları görmek...geçenlerde gittiğim arkadaş toplantılarında yeni insanlarla tanıştım..farklı,ilginç,değişik tarzlar..fakat ortak noktalar çok ve muhabbet koyu...hiç tanımadığım insanlarla oturup hayattan,ciddiyetten bahsetmek çok güzel... sonuçta hepimizin ortak bir noktası var...insanız...aynı şekilde bakmasak da hayata aynı duyguları taşıyoruz..dert,tasa,mutluluk hemen hemen aynı.. birkça saat konuştuğun insanda bir şeyler bulabilmek,bir şeyler paylaşabilmek çok güzel geldi bana.. hani vardır ya elektirik meselesi,,işte bu da o.. bazen saatlerce hatta günlerce konuşursun birileriyle ama pek de tat almamışsındır..bazen de bir iki saat konuşma sende çok büyük etki oluşturur.. bu karşılıklı iletişim,elektirik akımı sanırım.. bendeki hücreler veya kristaller karşımdakinden gelen elektiriği alıyor ve kendine yakın buluyor..her zaman aklımda olan bir cümle vardır..

kızı beş dakika gördüm ama değdi doğrusu..

beş dakika gördüm ama o elektiriği aldım ve bende çok etki oluşturdu..görünenden görünmeye doğru bir akış.. severim bu akışları,üstelik yaşarım da..

gelenek olduğu üzre bir şarkıyla bitireyim...

vazgeçtim ,ellerinden
vazgeçtim,sözlerinden.
bir ah de yeter
sessizce,kimsesizce
gönderdim,dudaklarımı
öpme ,al yeter

...........

20 Ağustos 2009

Ramazan

sil baştan başlamak gerek bazen
hayatı sıfırlamak
sil baştan sevmek gerek bazen
her şeyi unutmak

neyi,niçin silmek... hem ne kadarını silmek..veya bu silme işlemini nasıl becermek.. yok yok... zor bunlar benim için..en iyisi hepsi kalsın... silerek yaşayamam ben..eğer içinde ben biraz da sen varsan silemem hiçbir şeyi,hepsi kalsın benimlee.onlar benim şeylerim...silerek devam edemem veya sildiğimi zannederek.. yeni bir sayfa açabilirim her şeye; ama silemem geçmişi... bir film vardı, beyinlerini sildiriyordu iki sevgili..ama sonra yine birbirlerine aşık oluyorlardı..bazen düşünüyorum ben de sildirsem beynimi acaba kalıcı hafızamda neler kalırdı? bilincimin altındakiler silinmezdi eminim ve işte onları merak ediyorum ben de.. kimler,neler var orada..
geçen sene bu zamanlara dönüp baktım da bir...neler yaşanmış,neler öğrenmişim,şu an nerelerdeyim... değişmişim mi? bir analiz yapayım hemen... önceden hayat bana bir şeyler anlatırken bu sefer ben ona bir şey öğretttim.. sıra yine ona geçti, öğrenci konumundayım tekrardan... insanlar gördüm,benim kitaplarımdakilere benzemeyen insanlar... ilişkiler gördüm, benim bildiğim masumiyetten çok uzaktalar.. eğiticiler gördüm, benim eğitilmemden çok farklı... zamanlar gördüm, öncekilere benzemeyen yoğunlukta ve sıkıcılıkta... öncekinden farklıydı gördüklerim hep..bana ,bize benzemeyenleri gördüm.. benim gibi olmayan, benim dünyamdan olmayanlar vardı... boşlukta gibi hissettim kendimi.. merhaba , yeni dünya mı demeliydim?.. ben elveda'yı seçtim... yokum dedim..olamam.. eğer böyleyse bu düzen ben çekiliyorum,bu deveyi gütmüyorum ve bu diyardan gidiyorum dedim... evett, değişmişim... hayretlerim değişti,masumiyetim değişti,anlayışım değişti... benim değişmem bir şey değil de bu dünya değişmiş ya ben büyürken işte o sorun... gözlerimi kapatarak baktığım şu hayat ne kadar da masum gelmişti bana oysa... gözlerimi açtığımda göreceklerimi hiç hayal edememişim.. yeniden saklambaç oynak istiyorum ve hep ebe olup gözümü yummak..

yeni bir ramazan ayı bekliyor bizi.. yarın ilk oruçlar tutulacak...otuz gün boyunca bir ruh temizlenmesi... dinlensim ruhum,gördüklerinden sonra ihtiyacı var buna...çok hayırlı,çok güzel geçmesi en büyük temennim...

akşam oldu,
hüzünlendim ben yine.
hasret kaldım,
gözlerinin rengine.
.....

10 Ağustos 2009

ZITLIKLAR

her seçiş bir vazgeçiştir..

bazen öyle anlarım oluyor ki iki zıt şeyi aynı anda istiyorum... vazgeçmek istemiyorum diğerinden..
hayır derken karşımdakine aslında evet demek istiyorum içinden.. buz gibi bir dondurma yerken aynı anda sıcacık bir sütlü kahve içmek istiyorum... kocaman güzel bir evim olsun isterken bir yandan da sadece bir sırt çantam olsun alıp başımı gezeyim her yeri, kalıcı bir yerim olmasın istiyorum.. hem hanımefendi bir kız olmak isterken hem de sımarıklık yapmak istiyorum.. sinirli olmak istiyorum bazen, ınsanlar benden biraz ürksün isterken bir yandan da o kadar hoşgörülü olayım ki insanlar rahat olsun bana karşı.. bir yandan deli gibi aşık olmak isterken bir yandan da korkuyorum yanlış yapacam diye... bir yandan ben olmak isterken bir yandan başkası olmak istiyorum.. kendimi açık seçik ifade edebilmek,kendimi tanıtmak isterken bir yandan da saklı tutmak istiyorum kendimi,sadece bana ait olayım diye..bir yandan uzaklara gitmek,yeni insanlar tanımak bir yandan da evimde oturayım balkona bile çıkmayayım istiyorum... iki zıt şeyi aynı anda birden istiyorum..vazgeçmek istemiyorum diğerinden... hem zıttıklarımla yaşamak istiyorum hem de artık sade olayım,ne istediğimi bileyim istiyorum... ben büyümek hem de çocuk kalmak istiyorum... hem ben olmak hem de sen olmak istiyorum...

3 Ağustos 2009

Bazen

Bazen küçük bir şeyler sizi alır götürür bir yerlere...beni en çok şarkılar etkiler böyle bir durumda..dinlediğim şarkılar nerdeyse hayatımın tarihçesini çıkarıyor ortaya...neler hissettiğim,nerde olduğum,nasıl durumdayım...şuan Yoncalodı'nin bir şarkısını dinliyorum ve bana küçük zamanlarımı hatırlattıı..üç kızdık,güzel bir apartman içinde...gece gündüz beraber olma hevesinde..bazen şarkı dinler,bazen biz söyler ve kayıt yapardık..çok güzel günlerdi..şu anki durumum kötü olduğu için demiyorum ama o zamanlar farklıydı..hayatın daha az kısmını tanımıştık ki sonradan tanıdıklarımızdan pek memnun kalmadık zaten..geride kalan hoş anılar.. her şey zamanla anı olarak kalcak zaten hafızamızda..umarım hep güzel hatıralar kalır bizde..

yine gecenin bir vakti ve ben efkarlardayım:) okuduğum kitabın etkisi, vicdan azapları,kalp sıkıntıları ,dinlediğim şarkılar ve gecenin getirdikleri..her gece böyle gelmiyor tabi de böyle gelen geceler çoğalıyor...

ara verip gecenin getirdiklerini silip gerçek hayatıma döneyim..

30 Temmuz 2009

KİTAP

bu gece kendimı değil de meryem ile leyladan bahsetmek istedim..bir kitabın iki hayali kahramanı.. benim için yaşayan insanlardan farksızlar..onlarla üzülmeye ve mutlu olmaya başladığım için..onların başına bir şey geldiği zaman içim titriyor... diyorum ya gerçekten birinin başına geliyorsa bunlar..dünyanın her yerinde mi çile çekiyor bu kadınlar?

ikisi de aşık..biri babasına diğeri çocukluk arkadaşına..biri babasından darbe yiyor diğeri sevdiğine ancak on yıl sonra kavuşabılıyor..savaaşın ortasındaki bu iki kadının öyküsü hiç beklenmedik bir anda kesişiyor...birbirlerinin hayatlarına katkıda bulunuyorlar..insanın hayatının bir anda yerlebir olmasının öyküsü.. sadece küçük bir şey, her şeyi mahfetmeye yetiyor... bu kadar basit hayatlarımız varken yine çılgınlar gibi kavga ediyoruz birbirimizle..her şey bir saniyede değişmeye mahkumken biz sonsuza kadar aynı durumda olacağımızı sanıyoruz. ne büyük cahillik..istemiyorum hiçbir meryemin ve leylanın hayatının kararmasını.. sadece kadın oldukları için çektikleri sıkıntıların olması iki kat üzüyor beni..kitabı okurken bırakıyorum bazen..düşünüyorum ve içime sıkıntı doluyor...neden diyorum,neden? bütün günü sıkıntı,stres içinde geçiriyorum bazen..hem kitap bitsin beni rahat bıraksın istiyorum hem de sanki onlara yardım edebilirim diye bitmesin diyorum..mutlu son istiyorum...mutlu son...tamam diyeyim bunca sıkıntı şu mutluluklar içindi...lütfen öyle bitsin her hikayenin sonu..yoksa okuyamayacağım artık kitap... Afganıstanın mazlum kadınları sizin içindir duam...sihirli bir değneyim olsa sizi dünyanın en mutlu insanları yapardım..bunu fazlasıylaa hakediyorsunuz... hele adı meryem ve leyla olan varsa içinizde onlara söyleyin cennetin en güzel yerlerinden rezervasyonları vardır...

hangi şarkı anlatırkı şuanki ruh halimi bilemedim,varmadı elim yazmaya hiçbir şarkıyı...ne diyim ,kadın olmak zormuş .. hem de dünyanın her köşesinde..

6 Temmuz 2009

Boşnak Böreği

dün bütün gün ewde oturup durdum... canım hiç dışarı çıkmak istemedi..artık ewın keyfini çıkarmak istiyorum..ewde vakit geçirmek,ewde tembellik yapmak...ewimi özlemişim kısacası.. yine dün ewimle hasret giderirken aklıma bişi geldi.yaa dedim artık ew kızıyım, eee o halde bişiler yapayım.biraz temizlik yaptıktan sonra açtım ınterneti girdim yemek sitelerine... şöyle güzel bir hamur işi bulayım dedim... arastırmadan sonra bır boşnak böreği dikkatımı çektii..işte dedim bunu yapabilirim..hemen mutfaga koştum tabii laptop da benimlee..çünkü tarif onda:) ekrana bakarak malzemeler ayarladım...o kadar cahilim ki anlatamam... tarifte haur yapın yazıyordu.. bana dank etti, hamur nasıl yapılır ki? hemen başka sayfadan hamurun yapılışına baktım:) masanın üstünde unlar,yumurtalar, yoğurtlar vee laptop:) neysem güzelce yoğurdum... teryagı falan çok güzel süsledim hamurum..güzelce de oklavayla açtım...bıraz dınlendırdım hamuru ve 200 derecelı fırına gönderdim..üstü kızarınca da aldım...ılk tadına annemle babam baktı ve cok begendıler...sonra bugun annmın arkadalarına götürdüm..ben yaptım diyince önce ınanmadılar..her seyı ben yaptım die anlatınca tamam dedilerr..meger çok begenmışler ondan bana ınanmamışlar:) dediler elin yatkın demek ki.. çok mutlu oldum ben de:) şımdı de kek yapmayı öğrenmek istiyorum..ee bir tatlı bir tuzlu bileyim dimi:) aslında kurbıye de öğrenmelıyım, ben çok sewıyorum kurabiye..neys yawas yawas hepsını oğrenırım:) bu ew kızlığı yaradı bana:) tabı buna en çok annem sewınıyor:)

bu arada nie boşnak boregı de laz böreği(lazım ya ben) deil die aklınıza gelmesin laz böreği yapmak öylee kolay deıl...bıraz yürek ister onu yapmak:)

3 Temmuz 2009

You're Only Lonely

WHEN THE WORLD IS READY TO FALL ON YOUR LITTLE SHOULDERS,
AND WHEN YOU'RE FEELING LONELY AND SMALL,
YOU NEED SOMEBODY THERE TO HOLD YOU.
YOU CAN CALL OUT MY NAME...WHEN YOU'RE ONLY LONELY,
NOW, DON'T YOU EVER BE ASHAMED, YOU'RE ONLY LONELY,


dört tane güney kore fılmı ızledıkten sonra bi tşk yazısı yazmaya karar verdim..bitirdi benı bu çekık gözlulerr... fılm ızleme konusunda hep korku ve gerılımden yana olmuşumdur..şöyle tüylerim ürpersin korkayım istemişimdir.. bu fılmlerı ızledıkten sonra ewet yıne tuylerım ürperdi ama bu sefer korkudan değil de ruhum acıdı sanki... çok duygusal geldi..ve bana çok tanıdık....ozellıkle daisy(papatya) flmı benı cok etkıledıı..ılk ızledıgımde arkadaşlar eşlığınde izledım,çok duygusal olmasına rağmen ben kahkaha atarak ızlemıstım.. amaa bendekı ızlerını ıçıme yawaş yawaş almısım... aklımda cok kaldıı.. bır defa daha ızlemeyı çok çok ıstıyorum fakat cesaret edemıyorum..ewet bır defa daha ızlemeye korkuyorum..bu sefer ağlarım çünkü..o fılmdeki kiralık katile benzetmıştım kendımı...benzeyen yanlarımız coktu..özellıkle aşka bakış açımızz..yanı sadece fılmlerde olmuyor oyle şeyler, hayatımızda da var bazı güzellikler...diğer fılmlerde ise konu farklıydı ama onlaı da cok begendım...ama hepsının ortak bir yönü vardı... hıc bırı sonunda mutlu olmadıı...fakat kısa da olsa yaşadıkları aşkı farkına vardılar ve ona sımsıkı sarıldılar..gecırdıklerı zamanı iyi degerlendırdıler...
artık romantık kuşagımın kahramanı kore filmleri:) her akşam oturup bir tane ızleyeyım dıyorum ama sonra da düşünüyorum yüreğim nasıl dayansın bu kadar duydu selinee...adamlar sağolsunlar hep üzüyorlar..ben de her zaman oldugu gibi fazla kaptırıyorum kendımı fılmleree.. hemen bir hayal dunyasına giriveriyorum.. ben bi film yazcak olsam kesınlıkle sonunu iyi bitiririm..herkes mutlu olur...filmın formatına uymaz demesın kımse, bn oyle bır ayarlarım ki herkes mutlu olmak zorunda kalır:) hem bırakalım da bari filmlerdekiler çok mutlu olsunlar... bizim de içimiz bır rahat etsin, oh be diyelım sonunda mutlu bir çift gördük,evet aşkın gücü varmış dıyelım... inançlarımızı tazeliyelim...
ne diyelim bu fılmler izlenmeli benc..ince bır ruhun aşk sancıları bu filmler...çok kibar, zarar gelsin istemeyen, duygusunu taa ruhunun derinlıklerınde hısseden ve ozellıkle ruhuyla seven,ruhunu hısseden aşıkların oldugu bır fılm bunlar... ince bir ruhu olan herkese gelsin...

26 Mayıs 2009

penceresi önünde karanfil saksı
oturmuş yazar yarim birine yazı
kimi sever bilinmez dumanlı başı


zalım olma sevdiğim,
kalpsiz değilim
batmam elin üstüne ,
diken değilim


pencesi üstünde üzümlü asma
benden başka birini aklına takma
benimki de yürek canım
üstüne basma


zalim olma sevdiğim
taştan değilim
döndür başını bir bak
haram değilim

İşte Ben Böyle Bir Hal İçindeyim

uzunn zaman olmuş yazmayalı...bahanelerimi yazmaktansa şu andaki yazıma konsantre olmalıyım... az kaldı dönemin bitmesine, sınav sonucumun açıklanmasına,tatile girip kafamı dinlememe,hayatımla ilgili kararlar almaya... bir yıl daha geride kalıyor,bana katılanlarrla ve benim unutmaya çalıştıklarımla... bazen düşünüyorum zamanı... vakit, bizim anladığımız açıklamasıyla geçirilen an...weya benim açıklamama göre öyle.. her neyse, işte bu vakit öyle akıyor ki yetişmek zor,bunu herkes biliyor..beenim düşündüğüm başka... bu vakit, etrafımda olan her şey boş geliyor.. küçükken bir şey yedıgımde (bu çikolata olurdu çoğu zaman) bu tadı nasıl alıyorum ben? bu tad beni nasıl mutlu edıyo?herkes benim gibi aynı tadı alıyor mu? gibi sorular sorardım kendime... ve sorularıma cevap alamaz yediğim şeyin tadını da almazdım artık..benim için ısırdığım bir nesne olurdu sorulardan sonra... bilimcime yerleşmiş demek ki şu an da zaman için öyle düşünüyorum.. ve benim için yaşam,zaman anlamsızlaşıyor... boş geliyor her şey...aslında bu durum üzüntülü anlar için ideal.. sıkıntılı anlarım ,anlamsızlaşsa da olur.. bir den anlamını yitiriyor her şey,sonra aradan zaman geçince yine eski anlaına dönüyor... bir git gel yaşıyor kavram anlayışlarım... kafam karışıyor,okuduklarımdan,izlediklerimden çok etkileniyorum..insanların gerçek hayatları değil de - herkesin hayat deneyımı kendınedır diye düşnüyorum - kitaplardaki ,filmlerdeki sanal hayatlar etkiliyor beni... gerçek hayatlar çok sığ ve insanlar samimi değiller,duygularını paylaşmayı bilmiyorlar,ruh desen ne olduğu hakkında hiçbir fikri olmayan insan çok... amaa bir kitap okuyorsun,uzun uzun ruh tahlılleri.. insan kokuyor buram buram.. işte diyorsun yaratılan insan böyle bir şey olmalı... derinine inildikçe büyüyen,düşünebilen,nefes almaktan başka görevleri de olduğunu bilen.... hasret kalıyorum böyle şeylere... derdim büyük... istiyorum ki oturayım bir denizin karşısına konuşayım.. anlatayım durmadan...ama konuşarak değil..yoruldum konuşmaktann.. sesim çıkmasa bile anlaşılsın haykırmak istediklerim.. anlasınlar derdimi... konuşulacak kadar basit olmadığı için konuşarak anlatmayı seçmediğimi anlasınlar... dinledikten sonra da sessizce çekip gitsinler... boşalmış halde biraz yalnız kalmalıyım...

işte ben böyle bir hal içindeyim
aslında derin keder içindeyim

............

18 Mart 2009

Zor...

Zor... Duramam ayakta hergün kırılıp da
Zor.. . Aşk yaşanmıyor her gün her an yanılıp da
Her giden bir parça çalıyor benden
Yarım kalanlara rağmen
Yok bağırma sakın hiç şimdi alınıp da
Yok ustume gelme hiç eskiye sarılıp da
Her acı bir günah siliyor benden
Yarım kalanlara rağmen

diyecek çok seyim vardı aslında amaa bu şarkı bütün duygularımı anlattı..bana gerek kalmadı yanii.. . zor olduğunu anlatıyor ; sanki kolay bir şey varmış gibi şu hayatta... özellikle bahsedilen konu aşk olunca kolay olması gibi bir düşünce akıldan bile geçirilmez... niye edilgen cümleler kurduğumu bilmiyorum.. bana ait değil ,öznesi başka bu cümlelerin der gibiyim... kendim olarak değil de başka bir zamir tarafından yazılınca daha mı etkili olacak... weya bunları hisseden başkası ben sadece yazıya dökenım, benım bu duygularlaa hiçç alakam yok , mu demek istiyorum... bilincimin altında neler oldugunu kestirememem normal de artık üstünü de anlayamaz oldum.. hislerim altüst.. bilincimin hangi köşesindeyse düşüncelerim köşe kapmaca oynuyor..bulamıyorum...ne nerde,nereye saklanmışş , hangi hücrenin içine gizlenmiş... bulamıyorum, belki aramıyorum bile;belkı de cok aradım ,yoruldum ve pes ediyorum... bilemiyorum... öğrenecekelrımden korktugum için mi öğrenmek ıstemıyorum onu da bılmıyorum.. tek bildiğim hiç bir şey bılmedıgımdırr, hislerime ne kadar da tercüman olan bir cumle... hep başkalarının söyledikleriyle yetınınce insanın kendıne ait cümleleri olmuyor... kendim olarak devam edemeyeceksem ne önemi var devam etmenin...

30 Ocak 2009

dün gece bizi yani Türkleri gururlandıracak bir şey oldu... saat on buçuk sularında televızyonlar canlı yayına bağlandılar isviçre yle.. cünkü başbakanımız şahane bir sov yapmıştı... israil başbakanına, dünyada kalbi aklı fikri ve ruhu olan her insanın yapmak istediği bir şeyi yaptı.. zalim ve katıl olduklarını yüzlerine karşı söyledi.. ayrıca perez (Başbakanımıza oldu çerez) sesini yükselterek konuşmuş onun da hesabını aldı Tayyip amca.. Taktire şayan bir hareketti ki ayakta alkışlamak isterdim.. hattaa bu kadar sözle bile sinirimi alamaz giderken bir de perezin suratına tükürürdüm..ayy ondan sonra görme senn kaosu..:) werilmesi gereken bir tepkıydıı.. o anda o tepkıyi weren olmak ısteyen ınsan çoktur... zaten çoğu kişi tebrik ettiler ve haklı buldular.. yanii üç maymunu oynamadıgımızı yüzlerine karşı söylemış olduk.. üslup ağır diyenler de olmuş tabıı.. lanetlenmış bır mılletın zalim,ruhu olmayan, insan katleden başbakanına nasıl bir üslupla konuşmak gerekırdı acaba? boylelerıne başbakanın cevabı geçıkmedı tabı.. gölgesinden korkanlar bizi anlayamaz.. nasıl da laf yerıne oturmuşş...ayrıca sesimi çıkarmıyorsam güdülcek koyun da değilim , yani...

içimize su serpildi bu dawranış sayesinde...tebrik ve tşk ediyorum Sayın Başbakanım ... içimizdeki çığlıklara ses oldugun için, gerektıgınde nasıl tepki verilmesi gerektıgını gösterdiğin için ve üç maymunu oynayan gereksiz ınsanlardan olmadıgımızı gösterdiğin için..

18 Ocak 2009

Anlamazdın,anlamazdın

Kadere de inanmazdın

Hani sen acı veren kalpsizlerden

Olamazdın...



Şu sıraların çok meşhur parçasıı..fılmını ızlemesem de müziklerinin methini çok duydum.. ben ki eski zaman parçalarının kraliçesi ( :) ) bunu nasıl duymamışım şaşırdım doğrusu.. kaçırdıklarım oluyor demek ki arada.. bazı müzikler o anın atmosferinde çok buyuk anlamlar taşır.. bu müziği farklı koşullarda dınlesem emınım kı çok daha hissederdim... bu aralar his duygumu rafa kaldırdım zaten..bana sıkıntı vermeye başladı şu sıralar.. zaten o kadar yogunum ki bir de kendısıne wakıt ayırmak ıstemıyorum... kendısını dınlesem çok şeyler dıyecek bana amaa dinlemek ıstemıyorum..duymak ıstemıyorum anlatmak ıstedıklerını... çok şey war içinde biriktirdiği biliyorum.. ki o yuzden karmakarısık ruyalar görüyorum..bilinçaltımı ele geçiren ruhum ben uyanıkken bana ulaşmadıgı için ben uykudayken anlatıyor içindekileri... ruyamda bıle o kadar yoruluyorum ki onu dınlerken sabaha hep yorgun kalkıyorum... beynım sürekli düşünceler içinde.. yoruluyorum diyorum , ama nafile.. söz geçiremiyorum kendıme..esiri olmuşum ruhumun... yoruldum... her sabah işe gitmek için kalkmaktan, aceleyle öğle yemeği yemekten, akşama kadar bir şeyler anlatmaktan, akşam otobüse yetişmekten, tatil gününü beklemekten,akşamları çok yorgun olmaktan,kitap okuyamadıgım için gereksiz bahaneler üretmekten, çay içmekten, beni ayakta tutsun die kahve içmekten, her günü aynı saatlerde yaşamaktan... yoruldum...yoruldugum için de bıktım bazı şeylerden..bıktıgım için de hayallerimi ve umutlarımı unuttum... bir şey ısteyemez hale geldim... ne, niçin,neden,nasıl gibi sorularıma cewap veremez oldum...çok güldüğüm halde içten kahkaha atamaz oldum ne zamandır... en çok da bu üzüyor beni.. her zaman yanımda olan tebessümüm bilee ayrılmak uzere benden... haklı, çunku ben bıle tahammül edemiyorum kendime... dinlenmeye,tatile,ruh dıngınlıgıne ıhtıyacım war fazlasıyla... ferrarısını satan bilge ,gibi bir şeyleri satıp gitmeliyim bir yerlere.. bulmak ıcın bir şeyleri... kendimi, hayatımı, tebessümlerimi, kitaplarımı, ele avuca sığmaz hayallerimi, imkansız da olsa benı mutlu eden umutlarımı, ruhumu...

13 Ocak 2009

neden bu kadar sığ yaşıyoruz bir şeyleri..derinlere ınmek bu kadar mı zor..her seyın basitini,kolayını ıstıyoruz... derin mevzulara girmeye calışanlara neden bu dunyadan degilmıiş gibi bakıyoruz..bıkıyorum insanlardan yawaş yawaş..sıkıyorlar artık ruhumu, tamammül gücümü alıyorlar bendenn..artık sabredemez oluyorum en ufak bir karmaşaya... neden bırbırımıze zorlaştııyoruz hayatı.. ne geçiyor elımıze birisini uzdugumuzde, nerde kaybettik biz insani vasıfları... nasıl bu hale geldik kaldı ki daha da kotuye kurek çekıyoruzz.. içimde yeterr çığlıkları atarken dışarıda sessiz kalmak da boguyorr benıı..kafa dınleyecek bır yer arıyorum surekli.. şu hayattaki zaman yontmasın beni ,zamanı ben kendıme yontayım istiyorum... müsait bir yerde ındırım beni,nefes almak ıstıyorum die bagırıyorum..amaa sesimi sadece ben duyuyorum..şöyleee hayatı ıstedıgım gıbı yaşıyayım..bir yerlere yetışmıyım, öğle tatılı bıtme telası olmasın, kahvemi uykumu açsın dıe deıl de keyıf versın dıe içmek istiyorum... zamanı,hayatı,aşkı, güzelliği doyasıya yaşayayım ıstıyorum...amaa hep bir engel hep bir engell... sıkıldım, bıktım... dayancak durumum kalmadı artık... hayatı nefes alıp vermek olarak gormek ıstemıyorum ben.. kendıme,kışılıgıme ters bır iş bu... geceleyin nefes alamadığım için uyanmak ıstemıyorum... nefes almak ıstıyorum.. nefes almakk... her sey bu kadar basitken benim nefes almak gıbı basıt bir ıstegım olmuyor onu anlamıyorum... Allah a dua ederdim beni iki şeyle ımtıhan etmesın dıe...imtihan dunyası ıştee Rabbim hep o iki şeylee sınawa sokuyor beni... kötü bir oyuncuyum, hep yenıldıgım için yenı oyunlara gecıyorum..yıne yenılgı yıne yenılgıı...yardım et Yarabbim... sıkıştım,boguluyorum ..bir mucize gonder bana.. sadece Sen'den yardım istiyorum...

17 Aralık 2008

Mutlu Yıllar :)

sevda kuşun kanadında ürkütürsen tutamazsın
öfkeyi de sapanla vurursun da saramazsın
hayat suyunun sırrını çeşmelerden bulamazsın
ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın

kendime bir mektup yazdım..kendimi anlatmak istedim belki, olmak itediğimi yazdım belki..bilemedim tam cevabımı..yaşımın son demlerinde kendime bir anı bırakmak istedim belki...yazayım ki yeni yaşıma rahatlamış,boşalmış bir şekılde gireyim istedim belki.. her şey yeni olsun benim için istedim,yenileşmeye de aklımdan başlamak istedim..belki... kalmasın hiçbir şey,hiç kimse..rahat gireyim müsadenizle yeni yaşıma..şöylee boşalmış bir kafayla..yıllardan beri ihtiyacım olan şey şu kafa huzuru..düşünmeye çok fazla ihtiyacım olduğu şu dönemlerde kafamda hiçbir şey olmasını istememe gibi bir tezatın ortasındayım...bir günlüğüne izin verebilsem kendime şöyle düşünmeden haraket etsem..denizin karşısına geçsem de sadece baksam dalgalara..yanımda sadece kendim olsam..hıç konuşmadan saatlerce dursam..yarın işten izin verseler keşke git bir dinlen diye..
atsam içimdeki her şeyi..ee kolay değil koskoca 22 yıl var içimde.. bu yıllarımın çoğunu gülerek geçirsem de içten ağlamalarım çok oldu..en çok da hep güçlü görünmek yordu beni şu hayatta..ağlamanın hafifliğini yaşayamadım ben, çok içimde kaldı bu durum..şöyle saatlerce hıçkırarak ağlamadım hiç...ağlasam rahatlarım diye akıtmadım içindeki sıkıntıyı dışarı...içimde olsun kendiliğinden geçsin istedim..
tek bu konu değil ki söylmek istediğim..cesaret de edemedim ben en cesaret göstermem gereken yerde.. karşımdakinin cesaretini ölçtüm de kendiminkini es geçtim hep...cevabı içten içe bildiğim için sorma gereği duymadım belki de.. diyemedim sevdiğimi, anlatamadım korktuğumu, bağıramadım avazım çıktığı kadar, söyleyemedim doyasıya sevdiğim şarkıları, okuyamadım yarım bıraktığım tutunamayan insanların romanını, tutunamadım hayata "tutunamayanlar "gibi.. bütün bu keşmekeş içinde büyüdüm ben.. yaşımın son gününe bile geldim.. yeni yaşımda yin bu fatmanur mu olacağım ben bilemeyerek giriyorum yeni yılıma..
hep şikayetçi değili m tabi kendimden..şımarmıyım diye olumsuzluklarımı önce yazdım:) severim ben kendimi..bu aralar pek anlaşamasak da kendisiyle ,iyi kızımdır:)bunca yıl tahammül edebildim yani:) neyse geç olmadan bitireyim.. şarkıda da dediği gibi hayat sırrının suyunu çeşmelerden bulaamazsın ama sen biliyorsun bulacağın yeri..gittiğin yol ,olduğun yer hayat sırrına gtirecek seni..yanına alman gereken şeyler seninle birlikte zaten..sırrın içinde saklı..ona iyi bak..
bir nasihatım daha olcak sana..cesur ol..ne olur acaba diye korkacağına yaptıklarının sonuçlarına katlanabilen sorumluluk sahibi birisi ol... dünya üzerindeki sayısız meleklerden birkaçı seni korumak için burdalar..dualarım seninle..

13 Aralık 2008

bu aralar hayatla aram pek iyi gitmiyor..bana gıcık sanırım biraz ki beni de gıcık ediyor..sıkıntım çok veya bana öyle geliyor ki muhtemelen bana öyle geliyordur..alıştım her şeyin düzgün gitmesine biraz zorlanınca hemen vızırdamaya (bu kelimeyle ne kastediyorum ben de bilmiyorum ) başlıyorum.. kolay bir yıl değil bnim için üstelik bundan sonra gelecek yıllar da bu senekinden çok farklı olmayacak..hayatın zor olan kısmının dağlarına tırmanarak gidiorum sanki..karşılaşacağım zorluklar önceden belirlenmiş ve ben önüme ne çıkacağını bilmeden yürümeye çalışıyorumm..yol nereye varacak, ne kadar gidebileceğim,hangi mevsimleri göreceğimi kestiremeden gidiyorumm..işte böyle anlarda anlıyorum ki insan olmak ağır bir duygu..bu aralar ağırım kendime biraz işteee...

27 Kasım 2008

en son yazımdaa bir kolye almak istediğimden bahsetmişim..çok şükür geçen hafta aldım:) sonraa tatıl ıstıyorum yazmışım, eee o da tamam..bugun tatildeyimm...eee yogunluğa da alıştım artık sayılır.. velhasıl everything is ok:) bayrama da az kaldı...yanıı büyük tatileeee:) öğrenciyken nasıl katip ediyorsam şimdi de oyleyım yaa..ne zaman tatil var diee bakardım takvime hepp...
neyseeee çok fazla geyik yapmıyımm..biraz sonra annemlerr kutsal topraklara gideceklerr..evde onun telaşı war..Allah herkese bu güzel duyguyu yaşatsın..orayla ilişkisi olduğuna inandığım bir şarkıyla sonlansın bu yazıcım...
yandım yandım yandım yandım
ahh ki ne yandım
bana yeniden şarkılar söyleten kadın
baka baka doyamadım hem kokladım da
şarhoşluğum geçmedi hala
içimde sevdan
.......

eğer Kabe'ye bir cinsiyet verilseydi bayan olurdu bence...ve bu şarkının derinlerine inince insan seziyor işte bişiler....

10 Kasım 2008

az iş çok tatil yapmak, ben hep mutlu olmak,istediğim her şeyi zamanında yapmak, istediğim kadar çikolata yemek,hiç kilo almamak,haftasonu tatil yapmak, beğendiğim kolyeyi almak istiyorummMmMM....