16 Aralık 2009

mutluyum bee:)

yoğun bir şekilde cuma gününe hazırlık yapıyoruz.cuma günü benim dünyayı şereflendirdiğim gün:) bu sene bir değişiklik yaptım ve kendim için değil başkaları için sürpriz hazırladım. bu ayda benden başka iki bayanın da doğum günü.cuma günü bize gelecekler,ben ellerimle müthiş mamalar hazırlayacağım.üstelik minik hediyeleri de bugün alındı,çok şekerler:) tabi annecim sağolsun aynı hediyeden bana da aldı,işte bu daha güzeli:)

yapılacak olan pastanın üstünde üç kadının ismi yazacak. değişik bir durum olacak belki ama benim hoşuma gidiyor. ilk defa kendi doğduğum günde başkalarını mutlu etmek için uğraşacağım.sanırım kendime verebileceğim en güzel hediyelerden biridir bu. başkalarını mutlu etmek için çalışmak..işte bana en keyif veren duygu...bu özel günün bir başka özelliği daha olacak..birine daha sürpriz yapacağım ama bu sürpriz çok özel olacak.en çok da onun için heyecanlanıyorum.cuma akşmamına yetişir mi bilmem ama çok yakında olacağı kesin.hele bir yapabileyim o zaman yazarım yaptığımı. eğer yapamazsam şimdi boşuna yazmış olmayayım.

keyfim gıcır:) bugün yoruldum aslında.alışverişler,hediye almalar falan eve çok geç girdik.üstelik poşetleri arabadan taşımak da bana düştü ki kaç sefer yaptım.. ama şöyle bir güzellik oldu,son poşetleri eve taşırken elektirik gitti,ve biz yaklaşık kırk beş dakika dinlenmek zorunda kaldık:) işte bu çok iyi gitti.

ertesi güne girmiş bulunmaktayız... yarın büyük bir temizlik beni bekliyor..eee cuma gününe bir sürü misafirim var.mamalar,temizlik derken bayağı yorulacağım amaaa bu tatlı yorgunluk olacak:) neyse yavaş yavaş yatışa geçeyim..

aaaa unutmadan ben yılın son anlarında dünyaya gelen bir bebeğim. anneme demiştim ki nedn beni biraz daha geç doğurmadın.yeni yılda olsaydın diye. o da demişti ki sen vaktinden sonra geldin.seni bekledk biz...şaşırılacak olan şudur: ben o kadar aceleci ,tez canlı bir insanım ki nasıl dünyaya gelmek için geç kalmayı seçtim? erken gelip napıyım diye düşünmüş olmalıyım ki bencede en doğrusunu yapmışım:)

12 Aralık 2009

Emanet

Hadi kalk gel,bul bir bahane
Birazcık heves,biraz cesaret,
İlk günkü gibi duruyor hala,
Kalbin ömürlük ,bende emanet...

tüm bunlardan sonra eğer gelmiyorsa hala, gittiği yerde mutludur demek . söylenen ne bir şarkının ne bir tatlı sözün tesiri yoktur artık. dinlememek gerek bu şarkıları, seni bu havaların yanında bu şarkılar da mahvetmedi mi?

5 Aralık 2009

MÜZİK

bu gece güzel bir müzik ziyafeti çektim. uzun zamandır dinlemediğim bazı parçaları dinledim. müziği çok severim,eski zaman parçaları favorimdir.bu yüzden biraz daha erken doğsaydım dediğim olur.

eskiye ait ne varsa severim.geçmişte yaşıyorum çoğu zaman,yani sanırım. tarih dersini sevmem de bu durumumum etkisi var mı bilemiyorum ama bağlantısı vardır canım. tairh demişken şuan da çalışmam gereken bir ders, pek başarı değilim çalışma konusunda. sevemedim bir türlü çalışmayı,yani çalışıyorum ama şöyle içten gelen bir coşkum yok.kaldı ki şuan çalıştığım dersler gayet güzel.neyse artık ,umarım hevese gelirim en kısa zamanda.

şarkılardan güzel bir portpori yapıp yazacaktım buraya fakat biraz önce okuduğum birkaç yazı zihnimi dağıttı.ben de o güzelim şarkıları ele alırken zihnimin sadece onlarla ilgili olmasını istedim.o yüzden vazgeçtim yazmaktan. ama söylemeden geçemeyeceğim bişi var ki çok özlemişim şarkı söylemeyi.. lisedeyken arkadaşlarla söylerdik. ya da sahile gider gitar eşliğinde eğlenirdik. uzun zamandır yapamadığımız şeyler. ne vakit var ne de şarkı söyleyip eğlenecek halimiz. özellikle eski zaman parçalarını söylerdik,tabi biraz dalgasına yapardık.incecik sesimle daha da tizleştirirdim ki kedinin kuyruğuna bassanız da aynı ses çıkar. sanırım kendi sesimin inceliğinden ince sesli şarkıları daha çok seviyorum.gerçi kalın sesli şarkıcıları da severek dinlerim. güzel olan hr sesi sevrek dinlerim ben aslında,ayrım yoktur bende. Türk veya yabancı fark etmez,yeter ki kulağa ruha hitap etsin. ayrıca operayı da severim. o nerden çıktı demeyin, incecik sesli olacaksın,şöylee sesin kısılmadan bağıracaksın.

neyse gecenin bir vakti uzun tutmamak gerekir. gözler yorulmuş, parmaklar birbirine karışmış, esnemek başlamışken bitirmek gerek içimizde kalanları yazamadığımız şu güzelim yazımızı..

3 Aralık 2009

insan olmak

içim sıkılıyor,
kızıyorum kendime,
ruhum sıkılıyor,
vicdanım rahatsız,
yaptıklarımdan hoşnut değilim,
bozuluyor bazı şeyler,
durdurmazsam daha da ileri gidecek,
çekilmeliyim kenara,
geçenlere yol vermeliyim,
görmesinler beni,
bakmasınlar bana,
inzivaya çekilip,
kafamı dinlemeliyim,
haketmediğim güzellikleri düşünmeli,
kaçırdıklarım için üzülmeli,
çeki düzen vermeli,
artık değişmeli,
yeni bir yol seçilmeli,
doğru olanı yapmaya çalışmalı,
sonra tevekkül edilmeli...


yine insan olmanın ağırlığı altında ezilmek üzereyim...

2 Aralık 2009

:)

:):)
dünkü yazım bir yerlere ulaşmış ki dünkü iki aksilikte bugün çok basit bir şekilde çözümlendi:) Allahı ım binlerce şükürler olsun.. demek ki çok içten dua etmişim,bugün olayların çözümlenmesini öylece izledim...

moralim bozuk olduğu için bloğun rengini de değişmiştim.hani kadınlar saçlarını kestirirler veya boyatırlar ya sinirleri bozuk olduğu zaman işte ben de bloğu değiştim.( saçın doğallığından yana olduğum için rengini değiştirmiyorum.) ama çok tatlı oldu böyle:) tam bir kız bloğu:) aynı Elif Şafak ın " Aşk" kitabı gibi:) aşk dolu,sevgi dolu,sevencenlik dolu nice yazılar olsun inşallah..

Al bulutlarım sana yatak olsun
yumuşacık ,sessizce üstünü örtsün
ateşim aşkına kıvılcım olsun
sonsuz yansın yüreğinde ,hayata doysun

iyi geceler...

1 Aralık 2009

İçimden Sesler Korosu

Kim bu gözlerindeki yabancı
Yaralar beni yüreğimden
Hani ben oalcaktım yalancı
Başının tacı

nerden geldiyse aklıma bu şarkı takıldı dilime.hemen netten bulup dinlemeye başladım.bilmem canım neden bu şarkıyı istedi.acaba içimden çıkmak isteyen kelimeler bu şarkı sayesinde mi dökülecek? çok duygusal olmamakla birlikte bir aşk acısını anlatan bir şarkı. sevdiğinin gözlerinde başka birini görmek,ığğ çok iğrenç bir şey ki asla kimsenin yaşamak istemediği bir şey.

neyse olaya bu şarkıyla başlayınca metnin hep bu yönde gitmesi gerekiyor gibi bir hisse kapılıp hemen paragraf başı yapayım dedim.bugün canımı sıkan iki olay oldu. ikisi de maddi yönlü bir sıkılmaydı.annem "kızma " kelimesini kullanınca derin bir nefes alıp olayı beynimin derinliklerine atmaya çalıştım. aradan bayagı vakit geçmesine rağmen olaylar hala aklımda ama çok şükür sinirim dinmiş biraz. zaten bir baş ağrısı var ki sormayın.normalde ağrılarla pek işim olmazken bu aralar başım mızıkçılık yapıyor gibi.doktor alışkanlığım da olmadığı için ağrıları çekmeye devam. üstelik ilaç da hiç içmiyorum yani nerem ağrırsa ağrısın çekeceğim.(heh büyük konuşmamışımdır umarım) kahvemi çikolata eşliğinde içip,dizimi izleyip,babamdan öpücük aldığım halde neden geçmiyor ki bu ağrı? ayrıca anneciğim nazar duası okurken gözlerinden yaşlar da geldi.yav kim bu kadar nazar ediyor anlamıyorum, haftada on kez okunsam banamısın demiyor,her seferinde okuyanın ağzı kapanmıyor.nasıl bir yıldız düşüklüğüdür benimki.nasıl bir göze geliştir ki pek alımlı bir insan olmamama rağmen. tek özelliğim koca bir çenem olmasına rağmen ne bileyim ya sürekli nazar değdi düşüncesiyle baş ağrılarımı dikkate almıyorum da... neyse kendini öven gereksiz bir insan olmayayım şimdi,kaldı ki kendimi alçaltmakda üstüm yoktur.aslında güzel bir halt olduğum halde kendimi bir işe yaramaz bir halt olarak görürüm nedense. neyse bugün ağzım hanımkız modundan çıkmış sanki facebookta öylesine yazdığım, amacımın dalga geçmek olduğu yazılara döndü burası. halbuki aşk yuvamdı benim burası:) şöyle en melankonik zamanlarımda ellerimi tuşlara basardım,kelimelerimden çok daha derinlerde olurdu düşüncelerim, karamsarlık ve duygusallık içinde olurdu ruh halim. bu akşam bişi var bende.ay inanmıyorum bişi yazdım,"bir şey" yazacağıma. değişiyorum sanırım. kabuk mu değiştiriyorum, yazma şeklimi mi ,yoksa yoksa ben mi değişiyorum? yo yo olamaz, ben çok sabit fikirliyimdir,değişime çok kapalıyım.değişemem ben..biri beni engellesin.nasıl yeni ufuklara yelken açarım,olamaz,gelemem ben böyle yeniliklere,gün ışıklarına,umutlara...eski halime dönmeliyim hemen.beni bu facebook bozdu,sonra okuduğum bloglar... çift kişilikli mi oldum yoksa? blogdaki fenur,gerçek hayattaki fenur tabi bir de içteki fenur ki bu kişilik pek kendini belli etmemektedir. içimden sesler korosu karman çorman haldeyken yazmakla içimdekileri dökmüyorum bu akşam .bilakis içimdeki kazanı karıştırıyorum.

kafam karıştı,aklım oynadı yerinden,üstelik hala başımın birkaç hücresi ağrı içinde kıvranıyor ve ben ilaç içmemekte direniyorken yazmanın mantığı nedir acaba? her şeyde mantık aramaya gerek varmış gibi saçma sapan sorularla daha da kızdırmıyım başımın svimli hücrelerini ve bir elvada cümlesiyle hoşça bırakayım blokcuğumu..

28 Kasım 2009

BAYRAM

fırında pişen kadayıfın kokusu evi sarmıştı.o kadar güzeldi ki o koku mutfağa doğru gitmemi sağlıyordu.üzerine de eriyen tereyağı döküldü mü mis gibi bir koku daha çıktı ortaya.

akşamdan kıyafetler hazırlandı,banyolar yapıldı,bozuk paralar ayarlandı,çikolatalar şekerliklerin içine konuldu ve bütün işler bittikten sonra huzurlu bir uykuya dalındı.

ertesi sabah bayramdı.sabahın erken saatlerinde bir mutlulukla uyanıldı. namaza gidecekler yolcu edildi,evdekiler kahvaltı hazırlığına girişti. ev ahalisi tamamlanınca evden çıkıp akraba ziyaretine gidildi.

böyle geçen bir bayramın ardından içimde kalan mutluluk kırıntılarını sakladım. ileriki günlerde moralimi bozan durumlar için kullanırım dedim.

düşündüm bugün.yıllar önce dua etmiştim Allah'a,beni şu iki şeyle imtihan etme Yarabbim ,diye. beni o iki şey bitirir,ben onlar karşısında boyun eğebilirim,o imtihanları kazanamayabilirim.gel zaman git zaman ben büyüdüm,kocaman kız oldum.dünyanın sınav yeri olduğunu idrak etmeye başlamıştım ki ilk sınavımla karşılaştım ki bu sınav benim iki duamdan bir tanesiydi.atlatmaya çalıştım,kah başarılı oldum kah yenildim.sonunda isyan etmesem de o işin içinden hakkıyla çıkamadım.sonra biraz daha büyüdüm. yine sınav zamanı gelmişti ki bu sefer ikinci duamla karşılaştım. noluyorum demeye kalmadı işin içindeydim.atlatmam gereken bir durumdu.mecburdum lakin başarısız bir öğrenci olan ben yine yenilme durumlarındaydım.biraz zaman geçince ,biraz daha aklı selim olmaya başlayınca anladım durumu. dünya imtihan yeri...ve insan en büyük sınavıyla imtihan olmadıkça kazanamazdı bu sınavı.benden öncekilerin çektiklerini ben de çekmezsem kazanamazdım sonsuz mutluluk alemini... tamam dedim, Sen'den ne gelirse razıyım,yeter ki beni sev. bir sevgili, insanın kalbini ne kadar acıtsa da kızgınlığımız sevgiliye olmaz.acımız aşkımızı büyütür,gönlümüzün yangınını artırır. tamam dedim,Sen'den ne gelirse güzeldir.Senin rahmetin de kahrın da güzeldir,yeter ki Sen'den gelsin,yeter ki beni unutma, yeter ki Sen sev beni...

zaman ilerledi, hayat yolculuğumda ömrümüm bilmem kaçını geride bıraktım. okuduklarımdan ,gördüklerimden öğrendiğim çok şey oldu. her gelen acı biraz daha olgunlaştırdı,daha büyüttü beni ruh olarak. imtihanlarım aynı doğrultuda devam etse de artık daha az acıyla atlatır oldum.canımın yanması azaldı. bu imtihanın kolaylaşmasından değil gelen sıkıntının sebebini bilmemden,geldiği yeri bilmemden.

yirmi üçlü yaşlarımın son demlerindeyim, bu akşam bir düşünce sardı beni. aldığım bir haber düşünmeye sevk etti beni.yaşamımı gözden geçirmemi sağladı.neden diye düşünürüm bazen,neden bu şekilde bitmek zorundaydı. daha güzeli olmaz mıydı? benim istediğim şekliyle olsaydı ,diye söylenirim bazen. ama aklım ,selim moduna geçince cevabımı buldum. bu gece işte bulduğum o cevaba ihtiyacım oldu. çıkardım beynimin tozlu raflarından. üzerindeki tozunu aldım. sana ihtiyacım var, bu yaşadıklarımın nedenini unutmuşum,gel sen bir hatırlat bana dedim. işte derin düşüncelerdeyken yıllar önce bulduğum formülüm yetişti imdadıma.

geri kalan yaşamımda beni daha ne tür imtihanlar bekliyor bilemiyorum,belki daha zorları belki çok daha zorları...ama hep zoru bekliyor olacak.çünkü ben en iyisini kazanmak istiyorum.bedel ödemek gerekiyor ,canın yanması gerekiyor.üzerime düşen neyse yapmaya hazırım yeter ki Sen sev beni...


22 Kasım 2009

bence artık

Bence artık sen de herkes gibisin....

herkes gibi olmak,herkesle aynı kefeye konulmak...özellikten cinsliğe geçmek, herhangi biri olmak... kendine has bir durumun yok,başkalarından farkın yok...

çok ağır geldi bu cümleler...ne oluyor da dünkü vazgeçilmezimiz bugün herkesle aynı kefede oluyor. ne yapıyor,nasıl bir can yakmasıdır ki bu karşımızdakine en ağır cezayı veriyoruz, onu basitleştiriyoruz,artık benim için de sen önemli değilsin, diyebiliyoruz.

dünkü canım,vazgeçilmezim,hayatımın anlamı...ne yaptın ki bana da artık umurumda olmuyorsun. nasıl bir kalptir bendeki kolayca yerini silebiliyor.kolay olup olmadığı tartışılsa da bilinen bir gerçek var ki artık önemini yitirdin benim için.

gün olur bu rüyadan ben de geçerim,
o gün sen de bitersin....

bugün bittin... sihrin bitti, heyecanın bitti,yaşattığın duygular bitti... artık kalbimde , sen de herkes gibisin...

20 Kasım 2009

sevgili feys

İlim servetten üstündür. Çünkü serveti sen korursun; oysa ilim seni korur.

sevgili feysebuk ve feys halkı,
senın aslında facebook olarak yazıldığını bilsem de okunduğun gibi yazılman da hiçbir sakınca görmediğimi belirtmek isterim ki bu sana olan saygısızlığımı dile getirir ki bu da hiç umurumda değil. uzun giriş cümlesinden sonra bir dert yanmak isterim ki sen bunu istemesen de yayınlamak zorundasın hem de sesini çıkarmadan.
sevgili feys,
sana kısaca feys dememin bir sakıncası yoktur umarım ki varsa da üzgünüm bebişim böyle hitap etmek hoşuma gitti. neyse cancağazım gördüm ki sen net dünyasına yeni soluklar getirdin ki öyle böyle değil. ben ,seni bir magazin aracı olarak kullanıyorum ki bu çok bayağı bir görev ama naparsın herkes benim gibi layd olamaz.işte bu iletişimi ben kim nerede napmış, evlenmiş mi ,çocuğa karışmış mı, kocası nasıl, karısı güzel mi, resimlerde fotojenik mi, doğum günü ne zaman, sevgilisi olmuş mu ,anlık nasıl ruh halinde gibi şeyler için kullanıyorum. lakin canım benim sen de ideolojik düşüncelere alet edıldın be güzelim. yok şu adama oy verenler,yok bunu sevenler,yok bunu lanetliyenler... anacım kafamı dağıtacagım bir sen vardın,hani basitliğinle idealdin yani ama yok sende de rahat yok. bu gruba üye ol, şu gruptan çık, şu etkınlık var..ayy gına geldi be canım...üstelik kızdıgım bır nokta daha var ki ona degınmeden asla geçmem... sen bütün dünyada varsın,hiç türk insanı gibisini gördün mü? yani hiç bilgisi olmayan konularda ahkam kesen,var mı böyle bir mıllet daha? vallaha varsa ne olur onlarla tanışmak istiyorum.bu benden bir rica olsun. bunun üzerine hiç alakam olmayan bir konuda nasıl uzman gibi konuşayım da bir gör..

domuz gribinin kesin çözümü:

sesinizi kesin, oturun evinizde, ailenizle vakit geçirin, mantıklı şeyler izleyin, kafanızı gribe vereceğinize biraz kalbinize verin,unuttuğunuz ruhunuzu bir parlatın...eğer bunları yaptığınız halde domuz grıbı olduysanız son çare Kelime i Şehadet getirin:)

P.s: sevgili feys, biraz sert oldum sanırım neden böyle oldu bilemedim.halbuki o kadar mutluyum ki, moralım de çok iyi... neyse dökülecek kelimeler kalpte durmaz dimi ama...

15 Kasım 2009

düğün

seyirlik değil,
ömürlük olsun,
bir yastıkta nasip olsun...

yoğun birkaç günün ardından ayaklarımı uzatıp,laptopu kucağıma alıp bir yandan müzik dinlerken bir yandan yazmak gibisi yok...tek eksiğim kahvem, uykumu kaçırır korkusuyla biraz da üşendiğimden almadım kahve. bu sefer onsuz olsun.şuanki keyfimde çok yerinde zaten.

bir kına gecesi ki diğerlerinden çok farklı sadece arkadaş grubunun oluşturduğu kişiler, bir düğün ki çok güzel bir gelin ve yakışıklı bir damat üstelik bu taze çift çok mutlu, bir sınav ki soruların çok zor olmamasına rağmen beni biraz yoran... ve sonunda gecenin bir yarısı ve bütün telaşe bitmiş ve ben koltuğumda oturuyorum... içimde dünkü düğünün güzelliği , içimde sınav sonucu merakı ayaklarımı uzatmış yazıyorum.

mutluluk ve stresi aynı anda yaşadım birkaç gün.bütün yaşadığım duygulara değdi dedirten günlerdi yaşadıklarım. aklımda kalan elimdeki küçük kına, kolumdaki kırmızı kurdela,aklımda topuklu kırmızı ayakkabılar, gelin ve damadın dansı, sınavda türkçeden bıraktığım bir boş ve dairenin alanının formülünü karıştırmam.

mutluydum, mutluydular,mutluyduk... çok güzel günlerdi. mutlu insanları gördükçe mutlu oldum, hayata daha güzel baktım. yeni bir hayat kurmanın heyecanlı ve güzel bir şey olduğunu gördüm gelinimin ve damadımın gözlerinde. iki cihanda da böyle mutlu bir şekilde birlikte olmaları temennisindeyim.... onlar ermiş muradlarına, darısı muradı olan diğer insanların başına:)

6 Kasım 2009

mektup

okumaktan yorulmuş gözlerime dinlenmesini söyledim ve ellerimi harakete geçirdim.aslında yazacak bir şeyim yoktu da aklıma ne gelirse karalayayım,ya ellerim ya da kalbim beni elbet bir yerlere götürür dedim. aslında yazma işlemi en çok kaleme yakışıyor, kurşun veya tükenmez olması fark etmez yeter ki kağıda değsin o kalem.siyah bir kalvyede dokunuşlarla yazılanlar ne kadar samimi oluyor acaba diye düşünüyorum aslında. elim , düşüncelerimi aktardığım kağıda değmiyor bile.kalbimden geçenleri yazan ellerimse sadece tuşlara tıklamakla görevli.harfi yanlış yazdım,eğri oldu telaşesi yok.nasılsa hepsi aynı boyutta ki boyutunu sevmezsem yine başka bir tıklamayla halledebilirim. bütün bu mekaniklik içinde aktarmaya çalışacağım ruh,kalp,sevgi,huzur,aşk,mutlluk,hüzün gibi tamamen ruhani şeyler. takılıyorum bir yerde, ne kadar samimiyet yansıtabilirim ki bu şekilde. sanki benim elimden çıkmış gibi olmayan bu yazılar nasıl beni yansıtabilecek bilmiyorum; pek merak da etmiyorum ya orası da ayrı. ben yazıyorum işte yazı kendi samimiyetini yansıtamıyorsa bu onun sorunu ,diyip sıyrılayım işin içinden.


bir mektup yazsaydım eğer, güzel bir kağıt bulur en sevdiğim kalemlerde yazardım her paragrafını.mutluluğum o renkli kalemlerden mi yoksa elimin bir kağıda değmesinden midir bilinmez...özledim her ikisini de. kağıt , not almak için; kalem problem çözmk için kullanılan iki araç oldu artık benim için. ama öyle anlaşılıyor ki özlemişim ikisini de, maktup yazmak için özlemişim, samimiyet istediğim için özlemişim. uzun zaman oldu ne mektup alalı ne de yazalı... mesajlaşmak işimi gördüğü için gerek duymamışım ne zamandır bir kağıda. oysaki onun sıcaklığını veremiyordu ki bana.

bir gün bir mektup aldım.o da mekanik harflerle yazılmıştı.sevindirmişti o yazılar beni üstelik önce kağıt süzgecinden geçip sonra mekanik harflere döndüğünü öğrenince sevincim iki kat olmuştu. kağıda,kaleme değmiş bir el tarafından yazılan samimiyeti okumuştum, bana açılan bir kalp,benim için yazılan bir yazı,ben,sen... bilmem ettiğim teşekkür yeterli gelmiş miydi veya teşekkür etmeyi akıl edebilmiş miydim. ne kadar özledim halbuki o samimiyeti, o ruhu, o iç huzurunu... bir gün bir mektup aldım, kağıt kalem süzgecinden geçen samimi bir mektup...

25 Eylül 2009

DERİNLİK

çok mu dertsiz duruyorum, uzaktan bakınca,
çok mu kalander sandınız dert anlatmayınca.
gamsız hayat ,
herkese başka sorar geçmiş hesapları
gamsız hayat ,
herkese başka sorar görmez gözünün yaşını.

ne zaman benım umursamaz bir insan olduğumdan bahsedilse bu şarkı gelir aklıma... uzaktan görünenle içte yaşananların ne kadar farklı olduğunu anlatan bir şarkı... her doğru sadece gördüklerimiz değil oysaki... dışarıdan görünen bir gözyaşının derinlerde nasıl bir okyanus barındırdığını bilemez karşıdaki... suçlayamayız böyle olduğu için karşımızdakini...herkes bizi anlamak zorunda değil, herkese kendimizi anlatmak zorunda da değiliz... herkes kendi haline takılsa aslında çok daha güzel olacak gibi...

dertliyim bu gece yine...efkarım çok fazla, içim coştu, derinlere indim,yüreğimin derinliklerine.. karanlıkla karşılaştım.. dipsiz bir kuyu gördüm.elimi sokmak istedim ama cesaret edemedim..derinliği çok fazla gibi geldi, boğulmaktan korktum...geri çekildim hemen..suların çekilmesini bekledim...aylar geçti, yıllar geçti suların azalması şöyle dursun daha da artmış derinliği... çektim kendimi hemen, elimi bile sürmeye korktum... derinlerde geziniyorum yine ama suya dokunmadan....

12 Eylül 2009

unutmak

birçok insan sevdim..hepsine kalbimden büyük parçalar verdim..karşılığında elbette bana da onlar kalplerinden bir parça verdiler.fakat benimkilerden bir farkla..ben kocaman parçalar verirken onlar çok küçük kopardılar parçalarını..aldım o küçük parçaları kalbime yerleştirdim.. bir gün baktım ki kalbim boşluklarla dolmuş..her koparılan parçanın yerine konulan o küçük parçalar kalbimde derin boşluklar oluşturmuş... ne zaman kalbime baksam artık kocaman delik görüyorum..ve her boşluk parçasının kime ait olduğunu biliyorum..yani benim unutmam mümkün değil.. unutulmak, işte onu fazlasıyla hissediyorum..

9 Eylül 2009

ayrılık

çok ağladım arkandan, senin haberin yoktu..
zannettin ki ben çok istiyorum bu ayrılığı,
olsun... böyle düşünmek rahatlatacaksa seni ,
razıyım kötü taraf olmaya.
tek isteğim var senden,
lütfen yanlış bir şey yapma...

27 Ağustos 2009

Ölüm

Ölüm Allah'ın emri de
Şu ayrılık olmasaydı
.....

hayatta bazen insan her şeyden vazgeçer..her şey birden anlamını yitirir.ne ki bütün bunlar,dersin.neden onca koşuşturdum ben şimdi, elime ne geçti ki?diye sorası gelir insanın... insanın gözünde hiçbir şeyin olmadığı, her şeye külliyen yalan gözüyle bakabildiği nadir anlardan biridir ölüm.. duydunuz mu o kelimeyi kanınız donar,sanki bir anda vakit durur ve o kelime ve siz karşı karşıya kalırsınız..verilebilcek ne teselli ne de cevap vardır..bilirisn o sonu,mutlaka herkesin başına gelecektir;fakat hep uzakta gibi gelir insana..evet o var biliyorum ama bana gencken uğramaz ki diye düşünür insan.. anlaşmalıdır ya kaderle,gençken gelmeyecektir ölüm meleği... sadece ona mı,etrafındaki kimselerde düşünmez ki o meleği.. gençlere yakışmayan yegane şeydir ölüm.. daha gençtir, göreceği çok şey vardır hayatta. daha gençliğinin çok baharındadır.. daha tadına bile varamamıştır mutluluğun,hüznün,sıkıntının..hele ki hiç beklenmedik bir anda geldiyse bu haber yakar herkesin içini..

zamansız oluşu mu, daha çok erken oluşu mudur bilmem ama çok üzüldüm bu akşam..aldığım bir ölüm haberi yıktı beni.. bu sene yakınımdakilerden böyle çok haber aldım... tesellinin olmadığı bir andır bu.. sabret demekten başka çare yoktur,kaldı ki bu teselliğe insanın kendisi bile inanmaz..

her ölüm haberi üzer insanı ama bir genç ölüm haberi duyunca yıkılır insan..daha görecek güzel günleri vardı, çok erken oldu diye düşünür..Allah ailesine sevenlerine sabırlar versin diyorum..kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olsun inşallah.. Allah'ım bizlere de hayırlı ölümler nasip et..

23 Ağustos 2009

tanışma

yeni insanlar tanımak istiyorum..yeni yazılar okumak, yeni fikirler duymak,yeni bakış açıları görmek...geçenlerde gittiğim arkadaş toplantılarında yeni insanlarla tanıştım..farklı,ilginç,değişik tarzlar..fakat ortak noktalar çok ve muhabbet koyu...hiç tanımadığım insanlarla oturup hayattan,ciddiyetten bahsetmek çok güzel... sonuçta hepimizin ortak bir noktası var...insanız...aynı şekilde bakmasak da hayata aynı duyguları taşıyoruz..dert,tasa,mutluluk hemen hemen aynı.. birkça saat konuştuğun insanda bir şeyler bulabilmek,bir şeyler paylaşabilmek çok güzel geldi bana.. hani vardır ya elektirik meselesi,,işte bu da o.. bazen saatlerce hatta günlerce konuşursun birileriyle ama pek de tat almamışsındır..bazen de bir iki saat konuşma sende çok büyük etki oluşturur.. bu karşılıklı iletişim,elektirik akımı sanırım.. bendeki hücreler veya kristaller karşımdakinden gelen elektiriği alıyor ve kendine yakın buluyor..her zaman aklımda olan bir cümle vardır..

kızı beş dakika gördüm ama değdi doğrusu..

beş dakika gördüm ama o elektiriği aldım ve bende çok etki oluşturdu..görünenden görünmeye doğru bir akış.. severim bu akışları,üstelik yaşarım da..

gelenek olduğu üzre bir şarkıyla bitireyim...

vazgeçtim ,ellerinden
vazgeçtim,sözlerinden.
bir ah de yeter
sessizce,kimsesizce
gönderdim,dudaklarımı
öpme ,al yeter

...........

20 Ağustos 2009

Ramazan

sil baştan başlamak gerek bazen
hayatı sıfırlamak
sil baştan sevmek gerek bazen
her şeyi unutmak

neyi,niçin silmek... hem ne kadarını silmek..veya bu silme işlemini nasıl becermek.. yok yok... zor bunlar benim için..en iyisi hepsi kalsın... silerek yaşayamam ben..eğer içinde ben biraz da sen varsan silemem hiçbir şeyi,hepsi kalsın benimlee.onlar benim şeylerim...silerek devam edemem veya sildiğimi zannederek.. yeni bir sayfa açabilirim her şeye; ama silemem geçmişi... bir film vardı, beyinlerini sildiriyordu iki sevgili..ama sonra yine birbirlerine aşık oluyorlardı..bazen düşünüyorum ben de sildirsem beynimi acaba kalıcı hafızamda neler kalırdı? bilincimin altındakiler silinmezdi eminim ve işte onları merak ediyorum ben de.. kimler,neler var orada..
geçen sene bu zamanlara dönüp baktım da bir...neler yaşanmış,neler öğrenmişim,şu an nerelerdeyim... değişmişim mi? bir analiz yapayım hemen... önceden hayat bana bir şeyler anlatırken bu sefer ben ona bir şey öğretttim.. sıra yine ona geçti, öğrenci konumundayım tekrardan... insanlar gördüm,benim kitaplarımdakilere benzemeyen insanlar... ilişkiler gördüm, benim bildiğim masumiyetten çok uzaktalar.. eğiticiler gördüm, benim eğitilmemden çok farklı... zamanlar gördüm, öncekilere benzemeyen yoğunlukta ve sıkıcılıkta... öncekinden farklıydı gördüklerim hep..bana ,bize benzemeyenleri gördüm.. benim gibi olmayan, benim dünyamdan olmayanlar vardı... boşlukta gibi hissettim kendimi.. merhaba , yeni dünya mı demeliydim?.. ben elveda'yı seçtim... yokum dedim..olamam.. eğer böyleyse bu düzen ben çekiliyorum,bu deveyi gütmüyorum ve bu diyardan gidiyorum dedim... evett, değişmişim... hayretlerim değişti,masumiyetim değişti,anlayışım değişti... benim değişmem bir şey değil de bu dünya değişmiş ya ben büyürken işte o sorun... gözlerimi kapatarak baktığım şu hayat ne kadar da masum gelmişti bana oysa... gözlerimi açtığımda göreceklerimi hiç hayal edememişim.. yeniden saklambaç oynak istiyorum ve hep ebe olup gözümü yummak..

yeni bir ramazan ayı bekliyor bizi.. yarın ilk oruçlar tutulacak...otuz gün boyunca bir ruh temizlenmesi... dinlensim ruhum,gördüklerinden sonra ihtiyacı var buna...çok hayırlı,çok güzel geçmesi en büyük temennim...

akşam oldu,
hüzünlendim ben yine.
hasret kaldım,
gözlerinin rengine.
.....

10 Ağustos 2009

ZITLIKLAR

her seçiş bir vazgeçiştir..

bazen öyle anlarım oluyor ki iki zıt şeyi aynı anda istiyorum... vazgeçmek istemiyorum diğerinden..
hayır derken karşımdakine aslında evet demek istiyorum içinden.. buz gibi bir dondurma yerken aynı anda sıcacık bir sütlü kahve içmek istiyorum... kocaman güzel bir evim olsun isterken bir yandan da sadece bir sırt çantam olsun alıp başımı gezeyim her yeri, kalıcı bir yerim olmasın istiyorum.. hem hanımefendi bir kız olmak isterken hem de sımarıklık yapmak istiyorum.. sinirli olmak istiyorum bazen, ınsanlar benden biraz ürksün isterken bir yandan da o kadar hoşgörülü olayım ki insanlar rahat olsun bana karşı.. bir yandan deli gibi aşık olmak isterken bir yandan da korkuyorum yanlış yapacam diye... bir yandan ben olmak isterken bir yandan başkası olmak istiyorum.. kendimi açık seçik ifade edebilmek,kendimi tanıtmak isterken bir yandan da saklı tutmak istiyorum kendimi,sadece bana ait olayım diye..bir yandan uzaklara gitmek,yeni insanlar tanımak bir yandan da evimde oturayım balkona bile çıkmayayım istiyorum... iki zıt şeyi aynı anda birden istiyorum..vazgeçmek istemiyorum diğerinden... hem zıttıklarımla yaşamak istiyorum hem de artık sade olayım,ne istediğimi bileyim istiyorum... ben büyümek hem de çocuk kalmak istiyorum... hem ben olmak hem de sen olmak istiyorum...

3 Ağustos 2009

Bazen

Bazen küçük bir şeyler sizi alır götürür bir yerlere...beni en çok şarkılar etkiler böyle bir durumda..dinlediğim şarkılar nerdeyse hayatımın tarihçesini çıkarıyor ortaya...neler hissettiğim,nerde olduğum,nasıl durumdayım...şuan Yoncalodı'nin bir şarkısını dinliyorum ve bana küçük zamanlarımı hatırlattıı..üç kızdık,güzel bir apartman içinde...gece gündüz beraber olma hevesinde..bazen şarkı dinler,bazen biz söyler ve kayıt yapardık..çok güzel günlerdi..şu anki durumum kötü olduğu için demiyorum ama o zamanlar farklıydı..hayatın daha az kısmını tanımıştık ki sonradan tanıdıklarımızdan pek memnun kalmadık zaten..geride kalan hoş anılar.. her şey zamanla anı olarak kalcak zaten hafızamızda..umarım hep güzel hatıralar kalır bizde..

yine gecenin bir vakti ve ben efkarlardayım:) okuduğum kitabın etkisi, vicdan azapları,kalp sıkıntıları ,dinlediğim şarkılar ve gecenin getirdikleri..her gece böyle gelmiyor tabi de böyle gelen geceler çoğalıyor...

ara verip gecenin getirdiklerini silip gerçek hayatıma döneyim..