yılın son ayının son günleri.birkaç gün sonra yeni yıla gireceğiz. kimseye iyi dileklerde bulunacağımı sanmıyorum.kim nasıl istiyorsa öyle girsin yeni yıla. yok efendim mutlu,mesut,sağlık dolu nice yıllar temennilerini rafa kaldırdım artık. kim nasıl istiyorsa öyle girsin.herkes kendi temennisini dua şeklinde etsin. yeter yaw benden geçindiğiniz:) biraz da siz kendiniz için dileklerde bulunun.benden bu kadar...
yılın son demlerinde nezle olma belirtileri gösteriyorum.hapşırma ve burun akıntısı şeklınde. bir de halsizlik var biraz. inşallah hafif atlatacağım türden bir şey olur.
yeni yıla iki yeni şey aldım.bir iki bir şey daha aldım ama onlar siparişler, elime geçmediler. bu ara deli gibi alışvriş yapasım var. almakla da durmayacak daha da coşacak gibiyim. gördüğüm her şeyi begenmeye başladım.sanki etraf benim zevkime göre düzenlenmiş:) sıkıntımı bu şekilde atmaya çalışıyorum sanırım.ama maddi kaynaklarım bitince durum fena olcak gibi:) tabi bir an önce kendimi sakinleştirecek başka şeyler bulmazsam:)
eski-yeni yıl yazısı yazacağım ama daha erken.hele birkaç gün daha geçsin. şöyle şanıma yakışır bişiler yazayım:) neyse blokcuğum burnum çok akmaya başladı, dişim mi lenf bezlerim mi anlayamadığım yerlerım de ağrımaya başladı,kafam da bulanık birazcık..en iyisi dinlenmek...en güzel sevgilerimle..
29 Aralık 2009
28 Aralık 2009
Oy Oyy
sıkıntılı bir gün daha. ne mutlu bana ki dertsiz,tasasız günüm geçmiyor.ve ben insan oldugumu her fırsatta hissediyorum:)
bugüncük sinirimi bozan iki şey daha oldu.çok basit olaylardı fakat benim canımı sıkmaya fazlasıyla yettiler.sanırım sinir dünyam zaten bozulmuş vaziyette .dolayısıyla en ufak bir şey bile sıkıntımı artırmaya yetiyor. olumsuzluklar üst üste gelince insanın gerilmesi normal tabi.zaten genel bir sıkıntı koşullanması mevcut. diğer sıkıntılar onun üzerine biniyor işte.
beklemedeyim yine ki hayat dilimimim çoğunda beklemede oluyorum. bünye alışıyor tabi beklemeye ama her seferinde yeniden sancı başlıyor. ilk beklemenin sıkıntısı. zaman geçince beklemek, insanın hayatının bir parçası oluyor. kavuşmak değil de beklemek istiyor sanki.veya sabrettikçe daha çok geliniyor insanın üzerine? yoksa olgunlaşmak için olması gereken mi o ? hani istiridyenin içindeki inci meselesi mi yoksa? soru cümlelerinin içinden en pozitif olanını seçip bir şarkıyla veda ediyorum..
seni görebildiğim yer,
rüyalar artık,
deli diyorlar bana,
ah bu ayrılık...
bugüncük sinirimi bozan iki şey daha oldu.çok basit olaylardı fakat benim canımı sıkmaya fazlasıyla yettiler.sanırım sinir dünyam zaten bozulmuş vaziyette .dolayısıyla en ufak bir şey bile sıkıntımı artırmaya yetiyor. olumsuzluklar üst üste gelince insanın gerilmesi normal tabi.zaten genel bir sıkıntı koşullanması mevcut. diğer sıkıntılar onun üzerine biniyor işte.
beklemedeyim yine ki hayat dilimimim çoğunda beklemede oluyorum. bünye alışıyor tabi beklemeye ama her seferinde yeniden sancı başlıyor. ilk beklemenin sıkıntısı. zaman geçince beklemek, insanın hayatının bir parçası oluyor. kavuşmak değil de beklemek istiyor sanki.veya sabrettikçe daha çok geliniyor insanın üzerine? yoksa olgunlaşmak için olması gereken mi o ? hani istiridyenin içindeki inci meselesi mi yoksa? soru cümlelerinin içinden en pozitif olanını seçip bir şarkıyla veda ediyorum..
seni görebildiğim yer,
rüyalar artık,
deli diyorlar bana,
ah bu ayrılık...
27 Aralık 2009
Rüya
bırakma beni insanlar kötü,
bırakma beni korkuyorum.
kendimi yorgun hissettiğim akşamlardan bir akşam daha.. sanki sırtımda odun taşımışım sonra evde on kişiye yemek hazırlamışım,sonra da bulaşıkları yıkamışım,sonra da diye listeyi uzatabilirim ama ona da halim yok:) biraz ders çalıştım o yordu bence:) artık bünye de bıktı,napsın. altı yaşımdan beri okullardayım, nerdeyse 26 olcam hala okulluyum.. neyse ilim her yaşta öğrenilir dimi ama:)
aklım gördüğüm rüyada. beni çok etkiledi.hem iyi şeyler hissetim hem de biraz tedirgin oldum. rüya tabırlerıne baktım gayet güzel şeyler yazıyor.içimi ferahlatan şeyler.ama yine de içim bir hoş. ne bileyim rüyada kalmasın bazı şeyler istiyorum. neyse hiç girmiyim bazı konulara, en iyisi yatmak...eh bir şarkıylaa bitireyim:
Rüyalar gerçek olsa,
Seni her gün görürdüm.
O incecik beline,
Sarılarak uyurdum...
bırakma beni korkuyorum.
kendimi yorgun hissettiğim akşamlardan bir akşam daha.. sanki sırtımda odun taşımışım sonra evde on kişiye yemek hazırlamışım,sonra da bulaşıkları yıkamışım,sonra da diye listeyi uzatabilirim ama ona da halim yok:) biraz ders çalıştım o yordu bence:) artık bünye de bıktı,napsın. altı yaşımdan beri okullardayım, nerdeyse 26 olcam hala okulluyum.. neyse ilim her yaşta öğrenilir dimi ama:)
aklım gördüğüm rüyada. beni çok etkiledi.hem iyi şeyler hissetim hem de biraz tedirgin oldum. rüya tabırlerıne baktım gayet güzel şeyler yazıyor.içimi ferahlatan şeyler.ama yine de içim bir hoş. ne bileyim rüyada kalmasın bazı şeyler istiyorum. neyse hiç girmiyim bazı konulara, en iyisi yatmak...eh bir şarkıylaa bitireyim:
Rüyalar gerçek olsa,
Seni her gün görürdüm.
O incecik beline,
Sarılarak uyurdum...
25 Aralık 2009
güzel bir cuma
nihayet güzel bir gün... sabah geç kalkma( gerçi bundan hoşnut olmadım ama napıyım ev çok sıcak,uyanamıyorum) biraz dua etme,sonra çarşılara süzülme... önceden begendıgım ama pahallı olan şimdi ise bir şekılde indirime girmiş ve beni çok şaşırtmış olan bir kıyafeti alma ( ki ayrı bir sevinçtir kendileri) sonraa birkaç gün önce bahsettiğim sürprizi yerin getirme...ki bu sürpriz günün en güzel kısmıydı... sürprizi yaptığım kişinin memnunıyetını gözlerınden okumak her seye deger... daha güzelleri senin olsun, temennileri..güzel bir akşam yemeği,tabiki çayla bırlıkte. sonra biraz ders çalışma( ki okuduklarımı anlıyorum çok şukur) , ve gecenın fınalı karamelli bir kahve çekırdek eşliğinde ve fonda bir aşk fılmı:) yeni ay ... filim hakkında yorum falan yapmıyorum izleyin siz karar verin.herkesin zevki kendıne kardeşim:)
neyse işte güzel bir cuma günüydü... her gün böyle güzel geçse de ben de şu blokcuğa sevimli, neşeli, huzurlu şeyler yazsam dimi ama:) aa hayat bu, acısıyla tatlısıyla var. hem sen degıl mısın asıl sıkıntılı zamanlarda insan olduğunu hisseden? tamam ,her şey bizim için diyelim ve tıpış tıpış uyuklamaya gidelim...
neyse işte güzel bir cuma günüydü... her gün böyle güzel geçse de ben de şu blokcuğa sevimli, neşeli, huzurlu şeyler yazsam dimi ama:) aa hayat bu, acısıyla tatlısıyla var. hem sen degıl mısın asıl sıkıntılı zamanlarda insan olduğunu hisseden? tamam ,her şey bizim için diyelim ve tıpış tıpış uyuklamaya gidelim...
24 Aralık 2009
Sınav
bugün sinir katsayım denendi.ilk başta yanımdan geçen otobüsü kaçırdım ve kendi kendime sinirlenmicem dedim.sonra buluşacağım iki arkadaşımın geç kalacagını oğrendım kı yaklaşık yarım saat geç kalacaklardı. yine sustum,sinirlenmek yok dedim. aaa sabahki sanşsızlıklarımı saymayı unutmuşum..neyse onlar kalsın da içim daha da kararmasın.
bu aralar bir şans sorunu yaşadıgımı düşünüyorum.işlerımın yolunda olmaması bunu düşünmeme sebep oluyor.tabi bir yandan da düşünüyorum imtihandır,sabretmek gerekir,öyle her şeye hemen sahıp olamazsın falan..bunlar aklımın bir köşesinde duruyor. her ınsanın hayatında bazı dönemleri çok durgun geçebilir,aksılıklerın kol gezdiği, len bütün aksılıkler beni mi bulur diye düşündüğü, batsın bu dünya be ,halleri olabilir tabi. zaten en çok böyle zamanlarda insan ,kul,Abdullah olduğumu hatırlıyorum. acizliğimi farkına varıyorum ki ne acizim bilemezsiniz.yok yok bilirsiniz, siz de benim gibi değil misiniz sanki.
neyse işte böyle acizliğimi tüm benliğimde hissettiğim zamanlardayım. aslında yaşadıgım andan bir şikayetim yok. sağlığım süper( eh biraz da kilo versem cillop gibi olcam da neyse) , sevdiklerim yanımda,uzaktakılerle de haberlesebılıyorum, muthiş mamalar yiyebiliyorum, hala ıstedıgım çantayı alabılecek maddı gücüm var, hatta tek taş pırlanta bile alabilirim ( bu aralar fena takılıyorum takı sitelerine Allah sonumu hayır etsın) , müthiş boşnak böreği yaparım,elmalı kurabıyem de fena sayılmaz,ayrıca çok mısafırperverımde,( misafiri kusasıya kadar yedırmeyı çok severım) , istediğim filmi izleyebiliyorum ve hala gülümsemem benimle... yaw daha ne olsun dimi.. bir de utanmadan bu aralar şansım pek iyi gitmiyor mıymıylıgına bürünüyorum... anacım kim şımarttıkı seni bu kadar bilmem..hani kızım yaşın oldu 24 ,büyü artık.hem kendınle uğraşmayı bırak da etrafındakılerın işine yara artık.. milletin işlerını kolaylaştır kı insan olarak iyi bir şey yapmış olasın şu dünyada..
yazarın notu :olaya bak, içimi dökmek için yazmaya başladım.klavye aldı beni nerelere götürdü.bir de baktım ki kendime nasıhat veriyorum.üstelik zılgıtı da yedim yani.. hani yazarlar kitaba başlar sonra karakterler alır romanı götürür ya benım yazı da ona benzer bişi oldu..benzetmeye de bak sen,hiç aşagılara konmuyorum:)
bu aralar bir şans sorunu yaşadıgımı düşünüyorum.işlerımın yolunda olmaması bunu düşünmeme sebep oluyor.tabi bir yandan da düşünüyorum imtihandır,sabretmek gerekir,öyle her şeye hemen sahıp olamazsın falan..bunlar aklımın bir köşesinde duruyor. her ınsanın hayatında bazı dönemleri çok durgun geçebilir,aksılıklerın kol gezdiği, len bütün aksılıkler beni mi bulur diye düşündüğü, batsın bu dünya be ,halleri olabilir tabi. zaten en çok böyle zamanlarda insan ,kul,Abdullah olduğumu hatırlıyorum. acizliğimi farkına varıyorum ki ne acizim bilemezsiniz.yok yok bilirsiniz, siz de benim gibi değil misiniz sanki.
neyse işte böyle acizliğimi tüm benliğimde hissettiğim zamanlardayım. aslında yaşadıgım andan bir şikayetim yok. sağlığım süper( eh biraz da kilo versem cillop gibi olcam da neyse) , sevdiklerim yanımda,uzaktakılerle de haberlesebılıyorum, muthiş mamalar yiyebiliyorum, hala ıstedıgım çantayı alabılecek maddı gücüm var, hatta tek taş pırlanta bile alabilirim ( bu aralar fena takılıyorum takı sitelerine Allah sonumu hayır etsın) , müthiş boşnak böreği yaparım,elmalı kurabıyem de fena sayılmaz,ayrıca çok mısafırperverımde,( misafiri kusasıya kadar yedırmeyı çok severım) , istediğim filmi izleyebiliyorum ve hala gülümsemem benimle... yaw daha ne olsun dimi.. bir de utanmadan bu aralar şansım pek iyi gitmiyor mıymıylıgına bürünüyorum... anacım kim şımarttıkı seni bu kadar bilmem..hani kızım yaşın oldu 24 ,büyü artık.hem kendınle uğraşmayı bırak da etrafındakılerın işine yara artık.. milletin işlerını kolaylaştır kı insan olarak iyi bir şey yapmış olasın şu dünyada..
yazarın notu :olaya bak, içimi dökmek için yazmaya başladım.klavye aldı beni nerelere götürdü.bir de baktım ki kendime nasıhat veriyorum.üstelik zılgıtı da yedim yani.. hani yazarlar kitaba başlar sonra karakterler alır romanı götürür ya benım yazı da ona benzer bişi oldu..benzetmeye de bak sen,hiç aşagılara konmuyorum:)
19 Aralık 2009
Doğum sonrası
yıllar önce karlı bir kış sabahı.. annem camdan dışarı bakıyor ve karın yağışını izliyor.aklından da karnındaki yavrusu geçiyor. ya şimdi gelmeye kalkarsa? nasıl hastaneye giderim? bu havada dışarı çıkılmaz, biraz daha bekle bebeğim, diyerek içinden dualar ederken vaktin geçmesini bekliyor. zaten doktorun dediği tarih bayağı geçmiştir, heyecanla beklenilmeye devam edilmektedir.
bundan tam 24 yıl önce..karlı bir kış akşamı,aylardan aralık.şimdiki aralığa benzemeyen bir ay. kışın,soğuğun olduğu,yerlerin karla kaplı olduğu bir ay...günlerden çarşamba,saat dört civarı. sancılar başlar yavaşça,giderek artarak. doğunun yakşaltığını hisseden annem hemen halamın yanına gider.apar topar hastaneye gidilir ve sonra mutlu son..akşam altı civarı ,ailemin hayatı değişmiştir artık. onlar sadece eş değil artık bir anne ve bir babadır. yeni bir sıfat gelmiştir isimlerinin önüne benim doğumumla birlikte. artık hayata daha farklı bakılmaktadır.
gel zaman git zaman aradan kocaaa 24 yıl geçer...acısıyla tatlısıyla ki akılda kalan hep tatlı anılardır ki ben bardağın dolu tarafını görürüm zaten her zaman.
yeni yaşımın yeni saatleri... sevdiğim insanlarla birlikteyim,sağlıklıyım, mutluyum,kafam rahat,iç çekişlerim olsa da aşabileceğim gücündeyim. everything is ok, demekten başka bir durum yok ortada. beni mutlu eden herkese çok teşekkür ediyorum.mutlu günlerimi daha da mutlu hale getiren güzel insanlar..hayatımın her safhasında olun inşallah...
aradan geçen onca zamandan sonra insanın aklına şu iki soru takılıyor: dünyaya geldiğime memnun muyum? , annem benim gibi bir kızı olduğu için mutlu mu? ... cevapların sabitlik göstermediği,karmaşık cevapların yer aldığı bir sorular zinciri. sesli olarak cevaplanmasına gerek yok, içimizden verelim yeter.ama içimizde yüksek sesle söyleyelim ki bütün organlarımız duysun..
bundan tam 24 yıl önce..karlı bir kış akşamı,aylardan aralık.şimdiki aralığa benzemeyen bir ay. kışın,soğuğun olduğu,yerlerin karla kaplı olduğu bir ay...günlerden çarşamba,saat dört civarı. sancılar başlar yavaşça,giderek artarak. doğunun yakşaltığını hisseden annem hemen halamın yanına gider.apar topar hastaneye gidilir ve sonra mutlu son..akşam altı civarı ,ailemin hayatı değişmiştir artık. onlar sadece eş değil artık bir anne ve bir babadır. yeni bir sıfat gelmiştir isimlerinin önüne benim doğumumla birlikte. artık hayata daha farklı bakılmaktadır.
gel zaman git zaman aradan kocaaa 24 yıl geçer...acısıyla tatlısıyla ki akılda kalan hep tatlı anılardır ki ben bardağın dolu tarafını görürüm zaten her zaman.
yeni yaşımın yeni saatleri... sevdiğim insanlarla birlikteyim,sağlıklıyım, mutluyum,kafam rahat,iç çekişlerim olsa da aşabileceğim gücündeyim. everything is ok, demekten başka bir durum yok ortada. beni mutlu eden herkese çok teşekkür ediyorum.mutlu günlerimi daha da mutlu hale getiren güzel insanlar..hayatımın her safhasında olun inşallah...
aradan geçen onca zamandan sonra insanın aklına şu iki soru takılıyor: dünyaya geldiğime memnun muyum? , annem benim gibi bir kızı olduğu için mutlu mu? ... cevapların sabitlik göstermediği,karmaşık cevapların yer aldığı bir sorular zinciri. sesli olarak cevaplanmasına gerek yok, içimizden verelim yeter.ama içimizde yüksek sesle söyleyelim ki bütün organlarımız duysun..
17 Aralık 2009
doğumm günüüü:)
uyu da büyü bebeğim,bebeğim.
ben sana eee,ninniler söyleyeyim.
elemsiz yürü geç,
bu dünya seferinden,
Allah'ım korusun
yeryüzünün şerrinden.
kalbinden, başkasına uyma.
kimseyi üzmeye kıyma,
hayat seni buna zorlasa da..
bu gün, benim dünya alemini şereflendirdiğim günün sene-i devriyesidir:) dünyaya iyi ki gelmişim,iyi ki annem beni doğurmuş da bir sürü arkadaşım olmuş, iyi ki büyümüşüm de bir sürü çanta almışım da, iyi ki iyi ki...
iyi ki kendimi tanımışım, iyi ki dostlar edinmişim ki değeri ölçülemez insanlar.iyi ki annem babam ,benim annem ve babam olmuşlar ki onların değerini bir ebeveyn olmadan önce bile iyice anlamışım...
yazıyı romantikleştirmeden kısa keseyim:) çünkü romantik değil gayet mutluyum:) herkese şimdiden kocamann teşekkürlerrr:) ehh kendime bir şarkı armağan edeyim:)
I love you baby and if it’s quite all right
I need you baby to warm the lonely nights
I love you baby, trust in me when I say
Oh pretty baby, don’t bring me down I pray
Oh pretty baby, now that I’ve found you stay
And let me love you baby, let me love you
ben de seni seviyorum bebeğim:)
ben sana eee,ninniler söyleyeyim.
elemsiz yürü geç,
bu dünya seferinden,
Allah'ım korusun
yeryüzünün şerrinden.
kalbinden, başkasına uyma.
kimseyi üzmeye kıyma,
hayat seni buna zorlasa da..
bu gün, benim dünya alemini şereflendirdiğim günün sene-i devriyesidir:) dünyaya iyi ki gelmişim,iyi ki annem beni doğurmuş da bir sürü arkadaşım olmuş, iyi ki büyümüşüm de bir sürü çanta almışım da, iyi ki iyi ki...
iyi ki kendimi tanımışım, iyi ki dostlar edinmişim ki değeri ölçülemez insanlar.iyi ki annem babam ,benim annem ve babam olmuşlar ki onların değerini bir ebeveyn olmadan önce bile iyice anlamışım...
yazıyı romantikleştirmeden kısa keseyim:) çünkü romantik değil gayet mutluyum:) herkese şimdiden kocamann teşekkürlerrr:) ehh kendime bir şarkı armağan edeyim:)
I love you baby and if it’s quite all right
I need you baby to warm the lonely nights
I love you baby, trust in me when I say
Oh pretty baby, don’t bring me down I pray
Oh pretty baby, now that I’ve found you stay
And let me love you baby, let me love you
ben de seni seviyorum bebeğim:)
16 Aralık 2009
mutluyum bee:)
yoğun bir şekilde cuma gününe hazırlık yapıyoruz.cuma günü benim dünyayı şereflendirdiğim gün:) bu sene bir değişiklik yaptım ve kendim için değil başkaları için sürpriz hazırladım. bu ayda benden başka iki bayanın da doğum günü.cuma günü bize gelecekler,ben ellerimle müthiş mamalar hazırlayacağım.üstelik minik hediyeleri de bugün alındı,çok şekerler:) tabi annecim sağolsun aynı hediyeden bana da aldı,işte bu daha güzeli:)
yapılacak olan pastanın üstünde üç kadının ismi yazacak. değişik bir durum olacak belki ama benim hoşuma gidiyor. ilk defa kendi doğduğum günde başkalarını mutlu etmek için uğraşacağım.sanırım kendime verebileceğim en güzel hediyelerden biridir bu. başkalarını mutlu etmek için çalışmak..işte bana en keyif veren duygu...bu özel günün bir başka özelliği daha olacak..birine daha sürpriz yapacağım ama bu sürpriz çok özel olacak.en çok da onun için heyecanlanıyorum.cuma akşmamına yetişir mi bilmem ama çok yakında olacağı kesin.hele bir yapabileyim o zaman yazarım yaptığımı. eğer yapamazsam şimdi boşuna yazmış olmayayım.
keyfim gıcır:) bugün yoruldum aslında.alışverişler,hediye almalar falan eve çok geç girdik.üstelik poşetleri arabadan taşımak da bana düştü ki kaç sefer yaptım.. ama şöyle bir güzellik oldu,son poşetleri eve taşırken elektirik gitti,ve biz yaklaşık kırk beş dakika dinlenmek zorunda kaldık:) işte bu çok iyi gitti.
ertesi güne girmiş bulunmaktayız... yarın büyük bir temizlik beni bekliyor..eee cuma gününe bir sürü misafirim var.mamalar,temizlik derken bayağı yorulacağım amaaa bu tatlı yorgunluk olacak:) neyse yavaş yavaş yatışa geçeyim..
aaaa unutmadan ben yılın son anlarında dünyaya gelen bir bebeğim. anneme demiştim ki nedn beni biraz daha geç doğurmadın.yeni yılda olsaydın diye. o da demişti ki sen vaktinden sonra geldin.seni bekledk biz...şaşırılacak olan şudur: ben o kadar aceleci ,tez canlı bir insanım ki nasıl dünyaya gelmek için geç kalmayı seçtim? erken gelip napıyım diye düşünmüş olmalıyım ki bencede en doğrusunu yapmışım:)
yapılacak olan pastanın üstünde üç kadının ismi yazacak. değişik bir durum olacak belki ama benim hoşuma gidiyor. ilk defa kendi doğduğum günde başkalarını mutlu etmek için uğraşacağım.sanırım kendime verebileceğim en güzel hediyelerden biridir bu. başkalarını mutlu etmek için çalışmak..işte bana en keyif veren duygu...bu özel günün bir başka özelliği daha olacak..birine daha sürpriz yapacağım ama bu sürpriz çok özel olacak.en çok da onun için heyecanlanıyorum.cuma akşmamına yetişir mi bilmem ama çok yakında olacağı kesin.hele bir yapabileyim o zaman yazarım yaptığımı. eğer yapamazsam şimdi boşuna yazmış olmayayım.
keyfim gıcır:) bugün yoruldum aslında.alışverişler,hediye almalar falan eve çok geç girdik.üstelik poşetleri arabadan taşımak da bana düştü ki kaç sefer yaptım.. ama şöyle bir güzellik oldu,son poşetleri eve taşırken elektirik gitti,ve biz yaklaşık kırk beş dakika dinlenmek zorunda kaldık:) işte bu çok iyi gitti.
ertesi güne girmiş bulunmaktayız... yarın büyük bir temizlik beni bekliyor..eee cuma gününe bir sürü misafirim var.mamalar,temizlik derken bayağı yorulacağım amaaa bu tatlı yorgunluk olacak:) neyse yavaş yavaş yatışa geçeyim..
aaaa unutmadan ben yılın son anlarında dünyaya gelen bir bebeğim. anneme demiştim ki nedn beni biraz daha geç doğurmadın.yeni yılda olsaydın diye. o da demişti ki sen vaktinden sonra geldin.seni bekledk biz...şaşırılacak olan şudur: ben o kadar aceleci ,tez canlı bir insanım ki nasıl dünyaya gelmek için geç kalmayı seçtim? erken gelip napıyım diye düşünmüş olmalıyım ki bencede en doğrusunu yapmışım:)
12 Aralık 2009
Emanet
Hadi kalk gel,bul bir bahane
Birazcık heves,biraz cesaret,
İlk günkü gibi duruyor hala,
Kalbin ömürlük ,bende emanet...
tüm bunlardan sonra eğer gelmiyorsa hala, gittiği yerde mutludur demek . söylenen ne bir şarkının ne bir tatlı sözün tesiri yoktur artık. dinlememek gerek bu şarkıları, seni bu havaların yanında bu şarkılar da mahvetmedi mi?
Birazcık heves,biraz cesaret,
İlk günkü gibi duruyor hala,
Kalbin ömürlük ,bende emanet...
tüm bunlardan sonra eğer gelmiyorsa hala, gittiği yerde mutludur demek . söylenen ne bir şarkının ne bir tatlı sözün tesiri yoktur artık. dinlememek gerek bu şarkıları, seni bu havaların yanında bu şarkılar da mahvetmedi mi?
5 Aralık 2009
MÜZİK
bu gece güzel bir müzik ziyafeti çektim. uzun zamandır dinlemediğim bazı parçaları dinledim. müziği çok severim,eski zaman parçaları favorimdir.bu yüzden biraz daha erken doğsaydım dediğim olur.
eskiye ait ne varsa severim.geçmişte yaşıyorum çoğu zaman,yani sanırım. tarih dersini sevmem de bu durumumum etkisi var mı bilemiyorum ama bağlantısı vardır canım. tairh demişken şuan da çalışmam gereken bir ders, pek başarı değilim çalışma konusunda. sevemedim bir türlü çalışmayı,yani çalışıyorum ama şöyle içten gelen bir coşkum yok.kaldı ki şuan çalıştığım dersler gayet güzel.neyse artık ,umarım hevese gelirim en kısa zamanda.
şarkılardan güzel bir portpori yapıp yazacaktım buraya fakat biraz önce okuduğum birkaç yazı zihnimi dağıttı.ben de o güzelim şarkıları ele alırken zihnimin sadece onlarla ilgili olmasını istedim.o yüzden vazgeçtim yazmaktan. ama söylemeden geçemeyeceğim bişi var ki çok özlemişim şarkı söylemeyi.. lisedeyken arkadaşlarla söylerdik. ya da sahile gider gitar eşliğinde eğlenirdik. uzun zamandır yapamadığımız şeyler. ne vakit var ne de şarkı söyleyip eğlenecek halimiz. özellikle eski zaman parçalarını söylerdik,tabi biraz dalgasına yapardık.incecik sesimle daha da tizleştirirdim ki kedinin kuyruğuna bassanız da aynı ses çıkar. sanırım kendi sesimin inceliğinden ince sesli şarkıları daha çok seviyorum.gerçi kalın sesli şarkıcıları da severek dinlerim. güzel olan hr sesi sevrek dinlerim ben aslında,ayrım yoktur bende. Türk veya yabancı fark etmez,yeter ki kulağa ruha hitap etsin. ayrıca operayı da severim. o nerden çıktı demeyin, incecik sesli olacaksın,şöylee sesin kısılmadan bağıracaksın.
neyse gecenin bir vakti uzun tutmamak gerekir. gözler yorulmuş, parmaklar birbirine karışmış, esnemek başlamışken bitirmek gerek içimizde kalanları yazamadığımız şu güzelim yazımızı..
eskiye ait ne varsa severim.geçmişte yaşıyorum çoğu zaman,yani sanırım. tarih dersini sevmem de bu durumumum etkisi var mı bilemiyorum ama bağlantısı vardır canım. tairh demişken şuan da çalışmam gereken bir ders, pek başarı değilim çalışma konusunda. sevemedim bir türlü çalışmayı,yani çalışıyorum ama şöyle içten gelen bir coşkum yok.kaldı ki şuan çalıştığım dersler gayet güzel.neyse artık ,umarım hevese gelirim en kısa zamanda.
şarkılardan güzel bir portpori yapıp yazacaktım buraya fakat biraz önce okuduğum birkaç yazı zihnimi dağıttı.ben de o güzelim şarkıları ele alırken zihnimin sadece onlarla ilgili olmasını istedim.o yüzden vazgeçtim yazmaktan. ama söylemeden geçemeyeceğim bişi var ki çok özlemişim şarkı söylemeyi.. lisedeyken arkadaşlarla söylerdik. ya da sahile gider gitar eşliğinde eğlenirdik. uzun zamandır yapamadığımız şeyler. ne vakit var ne de şarkı söyleyip eğlenecek halimiz. özellikle eski zaman parçalarını söylerdik,tabi biraz dalgasına yapardık.incecik sesimle daha da tizleştirirdim ki kedinin kuyruğuna bassanız da aynı ses çıkar. sanırım kendi sesimin inceliğinden ince sesli şarkıları daha çok seviyorum.gerçi kalın sesli şarkıcıları da severek dinlerim. güzel olan hr sesi sevrek dinlerim ben aslında,ayrım yoktur bende. Türk veya yabancı fark etmez,yeter ki kulağa ruha hitap etsin. ayrıca operayı da severim. o nerden çıktı demeyin, incecik sesli olacaksın,şöylee sesin kısılmadan bağıracaksın.
neyse gecenin bir vakti uzun tutmamak gerekir. gözler yorulmuş, parmaklar birbirine karışmış, esnemek başlamışken bitirmek gerek içimizde kalanları yazamadığımız şu güzelim yazımızı..
3 Aralık 2009
insan olmak
içim sıkılıyor,
kızıyorum kendime,
ruhum sıkılıyor,
vicdanım rahatsız,
yaptıklarımdan hoşnut değilim,
bozuluyor bazı şeyler,
durdurmazsam daha da ileri gidecek,
çekilmeliyim kenara,
geçenlere yol vermeliyim,
görmesinler beni,
bakmasınlar bana,
inzivaya çekilip,
kafamı dinlemeliyim,
haketmediğim güzellikleri düşünmeli,
kaçırdıklarım için üzülmeli,
çeki düzen vermeli,
artık değişmeli,
yeni bir yol seçilmeli,
doğru olanı yapmaya çalışmalı,
sonra tevekkül edilmeli...
yine insan olmanın ağırlığı altında ezilmek üzereyim...
kızıyorum kendime,
ruhum sıkılıyor,
vicdanım rahatsız,
yaptıklarımdan hoşnut değilim,
bozuluyor bazı şeyler,
durdurmazsam daha da ileri gidecek,
çekilmeliyim kenara,
geçenlere yol vermeliyim,
görmesinler beni,
bakmasınlar bana,
inzivaya çekilip,
kafamı dinlemeliyim,
haketmediğim güzellikleri düşünmeli,
kaçırdıklarım için üzülmeli,
çeki düzen vermeli,
artık değişmeli,
yeni bir yol seçilmeli,
doğru olanı yapmaya çalışmalı,
sonra tevekkül edilmeli...
yine insan olmanın ağırlığı altında ezilmek üzereyim...
2 Aralık 2009
:)
:):)
dünkü yazım bir yerlere ulaşmış ki dünkü iki aksilikte bugün çok basit bir şekilde çözümlendi:) Allahı ım binlerce şükürler olsun.. demek ki çok içten dua etmişim,bugün olayların çözümlenmesini öylece izledim...
moralim bozuk olduğu için bloğun rengini de değişmiştim.hani kadınlar saçlarını kestirirler veya boyatırlar ya sinirleri bozuk olduğu zaman işte ben de bloğu değiştim.( saçın doğallığından yana olduğum için rengini değiştirmiyorum.) ama çok tatlı oldu böyle:) tam bir kız bloğu:) aynı Elif Şafak ın " Aşk" kitabı gibi:) aşk dolu,sevgi dolu,sevencenlik dolu nice yazılar olsun inşallah..
Al bulutlarım sana yatak olsun
yumuşacık ,sessizce üstünü örtsün
ateşim aşkına kıvılcım olsun
sonsuz yansın yüreğinde ,hayata doysun
iyi geceler...
dünkü yazım bir yerlere ulaşmış ki dünkü iki aksilikte bugün çok basit bir şekilde çözümlendi:) Allahı ım binlerce şükürler olsun.. demek ki çok içten dua etmişim,bugün olayların çözümlenmesini öylece izledim...
moralim bozuk olduğu için bloğun rengini de değişmiştim.hani kadınlar saçlarını kestirirler veya boyatırlar ya sinirleri bozuk olduğu zaman işte ben de bloğu değiştim.( saçın doğallığından yana olduğum için rengini değiştirmiyorum.) ama çok tatlı oldu böyle:) tam bir kız bloğu:) aynı Elif Şafak ın " Aşk" kitabı gibi:) aşk dolu,sevgi dolu,sevencenlik dolu nice yazılar olsun inşallah..
Al bulutlarım sana yatak olsun
yumuşacık ,sessizce üstünü örtsün
ateşim aşkına kıvılcım olsun
sonsuz yansın yüreğinde ,hayata doysun
iyi geceler...
1 Aralık 2009
İçimden Sesler Korosu
Kim bu gözlerindeki yabancı
Yaralar beni yüreğimden
Hani ben oalcaktım yalancı
Başının tacı
nerden geldiyse aklıma bu şarkı takıldı dilime.hemen netten bulup dinlemeye başladım.bilmem canım neden bu şarkıyı istedi.acaba içimden çıkmak isteyen kelimeler bu şarkı sayesinde mi dökülecek? çok duygusal olmamakla birlikte bir aşk acısını anlatan bir şarkı. sevdiğinin gözlerinde başka birini görmek,ığğ çok iğrenç bir şey ki asla kimsenin yaşamak istemediği bir şey.
neyse olaya bu şarkıyla başlayınca metnin hep bu yönde gitmesi gerekiyor gibi bir hisse kapılıp hemen paragraf başı yapayım dedim.bugün canımı sıkan iki olay oldu. ikisi de maddi yönlü bir sıkılmaydı.annem "kızma " kelimesini kullanınca derin bir nefes alıp olayı beynimin derinliklerine atmaya çalıştım. aradan bayagı vakit geçmesine rağmen olaylar hala aklımda ama çok şükür sinirim dinmiş biraz. zaten bir baş ağrısı var ki sormayın.normalde ağrılarla pek işim olmazken bu aralar başım mızıkçılık yapıyor gibi.doktor alışkanlığım da olmadığı için ağrıları çekmeye devam. üstelik ilaç da hiç içmiyorum yani nerem ağrırsa ağrısın çekeceğim.(heh büyük konuşmamışımdır umarım) kahvemi çikolata eşliğinde içip,dizimi izleyip,babamdan öpücük aldığım halde neden geçmiyor ki bu ağrı? ayrıca anneciğim nazar duası okurken gözlerinden yaşlar da geldi.yav kim bu kadar nazar ediyor anlamıyorum, haftada on kez okunsam banamısın demiyor,her seferinde okuyanın ağzı kapanmıyor.nasıl bir yıldız düşüklüğüdür benimki.nasıl bir göze geliştir ki pek alımlı bir insan olmamama rağmen. tek özelliğim koca bir çenem olmasına rağmen ne bileyim ya sürekli nazar değdi düşüncesiyle baş ağrılarımı dikkate almıyorum da... neyse kendini öven gereksiz bir insan olmayayım şimdi,kaldı ki kendimi alçaltmakda üstüm yoktur.aslında güzel bir halt olduğum halde kendimi bir işe yaramaz bir halt olarak görürüm nedense. neyse bugün ağzım hanımkız modundan çıkmış sanki facebookta öylesine yazdığım, amacımın dalga geçmek olduğu yazılara döndü burası. halbuki aşk yuvamdı benim burası:) şöyle en melankonik zamanlarımda ellerimi tuşlara basardım,kelimelerimden çok daha derinlerde olurdu düşüncelerim, karamsarlık ve duygusallık içinde olurdu ruh halim. bu akşam bişi var bende.ay inanmıyorum bişi yazdım,"bir şey" yazacağıma. değişiyorum sanırım. kabuk mu değiştiriyorum, yazma şeklimi mi ,yoksa yoksa ben mi değişiyorum? yo yo olamaz, ben çok sabit fikirliyimdir,değişime çok kapalıyım.değişemem ben..biri beni engellesin.nasıl yeni ufuklara yelken açarım,olamaz,gelemem ben böyle yeniliklere,gün ışıklarına,umutlara...eski halime dönmeliyim hemen.beni bu facebook bozdu,sonra okuduğum bloglar... çift kişilikli mi oldum yoksa? blogdaki fenur,gerçek hayattaki fenur tabi bir de içteki fenur ki bu kişilik pek kendini belli etmemektedir. içimden sesler korosu karman çorman haldeyken yazmakla içimdekileri dökmüyorum bu akşam .bilakis içimdeki kazanı karıştırıyorum.
kafam karıştı,aklım oynadı yerinden,üstelik hala başımın birkaç hücresi ağrı içinde kıvranıyor ve ben ilaç içmemekte direniyorken yazmanın mantığı nedir acaba? her şeyde mantık aramaya gerek varmış gibi saçma sapan sorularla daha da kızdırmıyım başımın svimli hücrelerini ve bir elvada cümlesiyle hoşça bırakayım blokcuğumu..
Yaralar beni yüreğimden
Hani ben oalcaktım yalancı
Başının tacı
nerden geldiyse aklıma bu şarkı takıldı dilime.hemen netten bulup dinlemeye başladım.bilmem canım neden bu şarkıyı istedi.acaba içimden çıkmak isteyen kelimeler bu şarkı sayesinde mi dökülecek? çok duygusal olmamakla birlikte bir aşk acısını anlatan bir şarkı. sevdiğinin gözlerinde başka birini görmek,ığğ çok iğrenç bir şey ki asla kimsenin yaşamak istemediği bir şey.
neyse olaya bu şarkıyla başlayınca metnin hep bu yönde gitmesi gerekiyor gibi bir hisse kapılıp hemen paragraf başı yapayım dedim.bugün canımı sıkan iki olay oldu. ikisi de maddi yönlü bir sıkılmaydı.annem "kızma " kelimesini kullanınca derin bir nefes alıp olayı beynimin derinliklerine atmaya çalıştım. aradan bayagı vakit geçmesine rağmen olaylar hala aklımda ama çok şükür sinirim dinmiş biraz. zaten bir baş ağrısı var ki sormayın.normalde ağrılarla pek işim olmazken bu aralar başım mızıkçılık yapıyor gibi.doktor alışkanlığım da olmadığı için ağrıları çekmeye devam. üstelik ilaç da hiç içmiyorum yani nerem ağrırsa ağrısın çekeceğim.(heh büyük konuşmamışımdır umarım) kahvemi çikolata eşliğinde içip,dizimi izleyip,babamdan öpücük aldığım halde neden geçmiyor ki bu ağrı? ayrıca anneciğim nazar duası okurken gözlerinden yaşlar da geldi.yav kim bu kadar nazar ediyor anlamıyorum, haftada on kez okunsam banamısın demiyor,her seferinde okuyanın ağzı kapanmıyor.nasıl bir yıldız düşüklüğüdür benimki.nasıl bir göze geliştir ki pek alımlı bir insan olmamama rağmen. tek özelliğim koca bir çenem olmasına rağmen ne bileyim ya sürekli nazar değdi düşüncesiyle baş ağrılarımı dikkate almıyorum da... neyse kendini öven gereksiz bir insan olmayayım şimdi,kaldı ki kendimi alçaltmakda üstüm yoktur.aslında güzel bir halt olduğum halde kendimi bir işe yaramaz bir halt olarak görürüm nedense. neyse bugün ağzım hanımkız modundan çıkmış sanki facebookta öylesine yazdığım, amacımın dalga geçmek olduğu yazılara döndü burası. halbuki aşk yuvamdı benim burası:) şöyle en melankonik zamanlarımda ellerimi tuşlara basardım,kelimelerimden çok daha derinlerde olurdu düşüncelerim, karamsarlık ve duygusallık içinde olurdu ruh halim. bu akşam bişi var bende.ay inanmıyorum bişi yazdım,"bir şey" yazacağıma. değişiyorum sanırım. kabuk mu değiştiriyorum, yazma şeklimi mi ,yoksa yoksa ben mi değişiyorum? yo yo olamaz, ben çok sabit fikirliyimdir,değişime çok kapalıyım.değişemem ben..biri beni engellesin.nasıl yeni ufuklara yelken açarım,olamaz,gelemem ben böyle yeniliklere,gün ışıklarına,umutlara...eski halime dönmeliyim hemen.beni bu facebook bozdu,sonra okuduğum bloglar... çift kişilikli mi oldum yoksa? blogdaki fenur,gerçek hayattaki fenur tabi bir de içteki fenur ki bu kişilik pek kendini belli etmemektedir. içimden sesler korosu karman çorman haldeyken yazmakla içimdekileri dökmüyorum bu akşam .bilakis içimdeki kazanı karıştırıyorum.
kafam karıştı,aklım oynadı yerinden,üstelik hala başımın birkaç hücresi ağrı içinde kıvranıyor ve ben ilaç içmemekte direniyorken yazmanın mantığı nedir acaba? her şeyde mantık aramaya gerek varmış gibi saçma sapan sorularla daha da kızdırmıyım başımın svimli hücrelerini ve bir elvada cümlesiyle hoşça bırakayım blokcuğumu..
28 Kasım 2009
BAYRAM
fırında pişen kadayıfın kokusu evi sarmıştı.o kadar güzeldi ki o koku mutfağa doğru gitmemi sağlıyordu.üzerine de eriyen tereyağı döküldü mü mis gibi bir koku daha çıktı ortaya.
akşamdan kıyafetler hazırlandı,banyolar yapıldı,bozuk paralar ayarlandı,çikolatalar şekerliklerin içine konuldu ve bütün işler bittikten sonra huzurlu bir uykuya dalındı.
ertesi sabah bayramdı.sabahın erken saatlerinde bir mutlulukla uyanıldı. namaza gidecekler yolcu edildi,evdekiler kahvaltı hazırlığına girişti. ev ahalisi tamamlanınca evden çıkıp akraba ziyaretine gidildi.
böyle geçen bir bayramın ardından içimde kalan mutluluk kırıntılarını sakladım. ileriki günlerde moralimi bozan durumlar için kullanırım dedim.
düşündüm bugün.yıllar önce dua etmiştim Allah'a,beni şu iki şeyle imtihan etme Yarabbim ,diye. beni o iki şey bitirir,ben onlar karşısında boyun eğebilirim,o imtihanları kazanamayabilirim.gel zaman git zaman ben büyüdüm,kocaman kız oldum.dünyanın sınav yeri olduğunu idrak etmeye başlamıştım ki ilk sınavımla karşılaştım ki bu sınav benim iki duamdan bir tanesiydi.atlatmaya çalıştım,kah başarılı oldum kah yenildim.sonunda isyan etmesem de o işin içinden hakkıyla çıkamadım.sonra biraz daha büyüdüm. yine sınav zamanı gelmişti ki bu sefer ikinci duamla karşılaştım. noluyorum demeye kalmadı işin içindeydim.atlatmam gereken bir durumdu.mecburdum lakin başarısız bir öğrenci olan ben yine yenilme durumlarındaydım.biraz zaman geçince ,biraz daha aklı selim olmaya başlayınca anladım durumu. dünya imtihan yeri...ve insan en büyük sınavıyla imtihan olmadıkça kazanamazdı bu sınavı.benden öncekilerin çektiklerini ben de çekmezsem kazanamazdım sonsuz mutluluk alemini... tamam dedim, Sen'den ne gelirse razıyım,yeter ki beni sev. bir sevgili, insanın kalbini ne kadar acıtsa da kızgınlığımız sevgiliye olmaz.acımız aşkımızı büyütür,gönlümüzün yangınını artırır. tamam dedim,Sen'den ne gelirse güzeldir.Senin rahmetin de kahrın da güzeldir,yeter ki Sen'den gelsin,yeter ki beni unutma, yeter ki Sen sev beni...
zaman ilerledi, hayat yolculuğumda ömrümüm bilmem kaçını geride bıraktım. okuduklarımdan ,gördüklerimden öğrendiğim çok şey oldu. her gelen acı biraz daha olgunlaştırdı,daha büyüttü beni ruh olarak. imtihanlarım aynı doğrultuda devam etse de artık daha az acıyla atlatır oldum.canımın yanması azaldı. bu imtihanın kolaylaşmasından değil gelen sıkıntının sebebini bilmemden,geldiği yeri bilmemden.
yirmi üçlü yaşlarımın son demlerindeyim, bu akşam bir düşünce sardı beni. aldığım bir haber düşünmeye sevk etti beni.yaşamımı gözden geçirmemi sağladı.neden diye düşünürüm bazen,neden bu şekilde bitmek zorundaydı. daha güzeli olmaz mıydı? benim istediğim şekliyle olsaydı ,diye söylenirim bazen. ama aklım ,selim moduna geçince cevabımı buldum. bu gece işte bulduğum o cevaba ihtiyacım oldu. çıkardım beynimin tozlu raflarından. üzerindeki tozunu aldım. sana ihtiyacım var, bu yaşadıklarımın nedenini unutmuşum,gel sen bir hatırlat bana dedim. işte derin düşüncelerdeyken yıllar önce bulduğum formülüm yetişti imdadıma.
geri kalan yaşamımda beni daha ne tür imtihanlar bekliyor bilemiyorum,belki daha zorları belki çok daha zorları...ama hep zoru bekliyor olacak.çünkü ben en iyisini kazanmak istiyorum.bedel ödemek gerekiyor ,canın yanması gerekiyor.üzerime düşen neyse yapmaya hazırım yeter ki Sen sev beni...
akşamdan kıyafetler hazırlandı,banyolar yapıldı,bozuk paralar ayarlandı,çikolatalar şekerliklerin içine konuldu ve bütün işler bittikten sonra huzurlu bir uykuya dalındı.
ertesi sabah bayramdı.sabahın erken saatlerinde bir mutlulukla uyanıldı. namaza gidecekler yolcu edildi,evdekiler kahvaltı hazırlığına girişti. ev ahalisi tamamlanınca evden çıkıp akraba ziyaretine gidildi.
böyle geçen bir bayramın ardından içimde kalan mutluluk kırıntılarını sakladım. ileriki günlerde moralimi bozan durumlar için kullanırım dedim.
düşündüm bugün.yıllar önce dua etmiştim Allah'a,beni şu iki şeyle imtihan etme Yarabbim ,diye. beni o iki şey bitirir,ben onlar karşısında boyun eğebilirim,o imtihanları kazanamayabilirim.gel zaman git zaman ben büyüdüm,kocaman kız oldum.dünyanın sınav yeri olduğunu idrak etmeye başlamıştım ki ilk sınavımla karşılaştım ki bu sınav benim iki duamdan bir tanesiydi.atlatmaya çalıştım,kah başarılı oldum kah yenildim.sonunda isyan etmesem de o işin içinden hakkıyla çıkamadım.sonra biraz daha büyüdüm. yine sınav zamanı gelmişti ki bu sefer ikinci duamla karşılaştım. noluyorum demeye kalmadı işin içindeydim.atlatmam gereken bir durumdu.mecburdum lakin başarısız bir öğrenci olan ben yine yenilme durumlarındaydım.biraz zaman geçince ,biraz daha aklı selim olmaya başlayınca anladım durumu. dünya imtihan yeri...ve insan en büyük sınavıyla imtihan olmadıkça kazanamazdı bu sınavı.benden öncekilerin çektiklerini ben de çekmezsem kazanamazdım sonsuz mutluluk alemini... tamam dedim, Sen'den ne gelirse razıyım,yeter ki beni sev. bir sevgili, insanın kalbini ne kadar acıtsa da kızgınlığımız sevgiliye olmaz.acımız aşkımızı büyütür,gönlümüzün yangınını artırır. tamam dedim,Sen'den ne gelirse güzeldir.Senin rahmetin de kahrın da güzeldir,yeter ki Sen'den gelsin,yeter ki beni unutma, yeter ki Sen sev beni...
zaman ilerledi, hayat yolculuğumda ömrümüm bilmem kaçını geride bıraktım. okuduklarımdan ,gördüklerimden öğrendiğim çok şey oldu. her gelen acı biraz daha olgunlaştırdı,daha büyüttü beni ruh olarak. imtihanlarım aynı doğrultuda devam etse de artık daha az acıyla atlatır oldum.canımın yanması azaldı. bu imtihanın kolaylaşmasından değil gelen sıkıntının sebebini bilmemden,geldiği yeri bilmemden.
yirmi üçlü yaşlarımın son demlerindeyim, bu akşam bir düşünce sardı beni. aldığım bir haber düşünmeye sevk etti beni.yaşamımı gözden geçirmemi sağladı.neden diye düşünürüm bazen,neden bu şekilde bitmek zorundaydı. daha güzeli olmaz mıydı? benim istediğim şekliyle olsaydı ,diye söylenirim bazen. ama aklım ,selim moduna geçince cevabımı buldum. bu gece işte bulduğum o cevaba ihtiyacım oldu. çıkardım beynimin tozlu raflarından. üzerindeki tozunu aldım. sana ihtiyacım var, bu yaşadıklarımın nedenini unutmuşum,gel sen bir hatırlat bana dedim. işte derin düşüncelerdeyken yıllar önce bulduğum formülüm yetişti imdadıma.
geri kalan yaşamımda beni daha ne tür imtihanlar bekliyor bilemiyorum,belki daha zorları belki çok daha zorları...ama hep zoru bekliyor olacak.çünkü ben en iyisini kazanmak istiyorum.bedel ödemek gerekiyor ,canın yanması gerekiyor.üzerime düşen neyse yapmaya hazırım yeter ki Sen sev beni...
22 Kasım 2009
bence artık
Bence artık sen de herkes gibisin....
herkes gibi olmak,herkesle aynı kefeye konulmak...özellikten cinsliğe geçmek, herhangi biri olmak... kendine has bir durumun yok,başkalarından farkın yok...
çok ağır geldi bu cümleler...ne oluyor da dünkü vazgeçilmezimiz bugün herkesle aynı kefede oluyor. ne yapıyor,nasıl bir can yakmasıdır ki bu karşımızdakine en ağır cezayı veriyoruz, onu basitleştiriyoruz,artık benim için de sen önemli değilsin, diyebiliyoruz.
dünkü canım,vazgeçilmezim,hayatımın anlamı...ne yaptın ki bana da artık umurumda olmuyorsun. nasıl bir kalptir bendeki kolayca yerini silebiliyor.kolay olup olmadığı tartışılsa da bilinen bir gerçek var ki artık önemini yitirdin benim için.
gün olur bu rüyadan ben de geçerim,
o gün sen de bitersin....
bugün bittin... sihrin bitti, heyecanın bitti,yaşattığın duygular bitti... artık kalbimde , sen de herkes gibisin...
herkes gibi olmak,herkesle aynı kefeye konulmak...özellikten cinsliğe geçmek, herhangi biri olmak... kendine has bir durumun yok,başkalarından farkın yok...
çok ağır geldi bu cümleler...ne oluyor da dünkü vazgeçilmezimiz bugün herkesle aynı kefede oluyor. ne yapıyor,nasıl bir can yakmasıdır ki bu karşımızdakine en ağır cezayı veriyoruz, onu basitleştiriyoruz,artık benim için de sen önemli değilsin, diyebiliyoruz.
dünkü canım,vazgeçilmezim,hayatımın anlamı...ne yaptın ki bana da artık umurumda olmuyorsun. nasıl bir kalptir bendeki kolayca yerini silebiliyor.kolay olup olmadığı tartışılsa da bilinen bir gerçek var ki artık önemini yitirdin benim için.
gün olur bu rüyadan ben de geçerim,
o gün sen de bitersin....
bugün bittin... sihrin bitti, heyecanın bitti,yaşattığın duygular bitti... artık kalbimde , sen de herkes gibisin...
20 Kasım 2009
sevgili feys
İlim servetten üstündür. Çünkü serveti sen korursun; oysa ilim seni korur.
sevgili feysebuk ve feys halkı,
senın aslında facebook olarak yazıldığını bilsem de okunduğun gibi yazılman da hiçbir sakınca görmediğimi belirtmek isterim ki bu sana olan saygısızlığımı dile getirir ki bu da hiç umurumda değil. uzun giriş cümlesinden sonra bir dert yanmak isterim ki sen bunu istemesen de yayınlamak zorundasın hem de sesini çıkarmadan.
sevgili feys,
sana kısaca feys dememin bir sakıncası yoktur umarım ki varsa da üzgünüm bebişim böyle hitap etmek hoşuma gitti. neyse cancağazım gördüm ki sen net dünyasına yeni soluklar getirdin ki öyle böyle değil. ben ,seni bir magazin aracı olarak kullanıyorum ki bu çok bayağı bir görev ama naparsın herkes benim gibi layd olamaz.işte bu iletişimi ben kim nerede napmış, evlenmiş mi ,çocuğa karışmış mı, kocası nasıl, karısı güzel mi, resimlerde fotojenik mi, doğum günü ne zaman, sevgilisi olmuş mu ,anlık nasıl ruh halinde gibi şeyler için kullanıyorum. lakin canım benim sen de ideolojik düşüncelere alet edıldın be güzelim. yok şu adama oy verenler,yok bunu sevenler,yok bunu lanetliyenler... anacım kafamı dağıtacagım bir sen vardın,hani basitliğinle idealdin yani ama yok sende de rahat yok. bu gruba üye ol, şu gruptan çık, şu etkınlık var..ayy gına geldi be canım...üstelik kızdıgım bır nokta daha var ki ona degınmeden asla geçmem... sen bütün dünyada varsın,hiç türk insanı gibisini gördün mü? yani hiç bilgisi olmayan konularda ahkam kesen,var mı böyle bir mıllet daha? vallaha varsa ne olur onlarla tanışmak istiyorum.bu benden bir rica olsun. bunun üzerine hiç alakam olmayan bir konuda nasıl uzman gibi konuşayım da bir gör..
domuz gribinin kesin çözümü:
sesinizi kesin, oturun evinizde, ailenizle vakit geçirin, mantıklı şeyler izleyin, kafanızı gribe vereceğinize biraz kalbinize verin,unuttuğunuz ruhunuzu bir parlatın...eğer bunları yaptığınız halde domuz grıbı olduysanız son çare Kelime i Şehadet getirin:)
P.s: sevgili feys, biraz sert oldum sanırım neden böyle oldu bilemedim.halbuki o kadar mutluyum ki, moralım de çok iyi... neyse dökülecek kelimeler kalpte durmaz dimi ama...
sevgili feysebuk ve feys halkı,
senın aslında facebook olarak yazıldığını bilsem de okunduğun gibi yazılman da hiçbir sakınca görmediğimi belirtmek isterim ki bu sana olan saygısızlığımı dile getirir ki bu da hiç umurumda değil. uzun giriş cümlesinden sonra bir dert yanmak isterim ki sen bunu istemesen de yayınlamak zorundasın hem de sesini çıkarmadan.
sevgili feys,
sana kısaca feys dememin bir sakıncası yoktur umarım ki varsa da üzgünüm bebişim böyle hitap etmek hoşuma gitti. neyse cancağazım gördüm ki sen net dünyasına yeni soluklar getirdin ki öyle böyle değil. ben ,seni bir magazin aracı olarak kullanıyorum ki bu çok bayağı bir görev ama naparsın herkes benim gibi layd olamaz.işte bu iletişimi ben kim nerede napmış, evlenmiş mi ,çocuğa karışmış mı, kocası nasıl, karısı güzel mi, resimlerde fotojenik mi, doğum günü ne zaman, sevgilisi olmuş mu ,anlık nasıl ruh halinde gibi şeyler için kullanıyorum. lakin canım benim sen de ideolojik düşüncelere alet edıldın be güzelim. yok şu adama oy verenler,yok bunu sevenler,yok bunu lanetliyenler... anacım kafamı dağıtacagım bir sen vardın,hani basitliğinle idealdin yani ama yok sende de rahat yok. bu gruba üye ol, şu gruptan çık, şu etkınlık var..ayy gına geldi be canım...üstelik kızdıgım bır nokta daha var ki ona degınmeden asla geçmem... sen bütün dünyada varsın,hiç türk insanı gibisini gördün mü? yani hiç bilgisi olmayan konularda ahkam kesen,var mı böyle bir mıllet daha? vallaha varsa ne olur onlarla tanışmak istiyorum.bu benden bir rica olsun. bunun üzerine hiç alakam olmayan bir konuda nasıl uzman gibi konuşayım da bir gör..
domuz gribinin kesin çözümü:
sesinizi kesin, oturun evinizde, ailenizle vakit geçirin, mantıklı şeyler izleyin, kafanızı gribe vereceğinize biraz kalbinize verin,unuttuğunuz ruhunuzu bir parlatın...eğer bunları yaptığınız halde domuz grıbı olduysanız son çare Kelime i Şehadet getirin:)
P.s: sevgili feys, biraz sert oldum sanırım neden böyle oldu bilemedim.halbuki o kadar mutluyum ki, moralım de çok iyi... neyse dökülecek kelimeler kalpte durmaz dimi ama...
15 Kasım 2009
düğün
seyirlik değil,
ömürlük olsun,
bir yastıkta nasip olsun...
yoğun birkaç günün ardından ayaklarımı uzatıp,laptopu kucağıma alıp bir yandan müzik dinlerken bir yandan yazmak gibisi yok...tek eksiğim kahvem, uykumu kaçırır korkusuyla biraz da üşendiğimden almadım kahve. bu sefer onsuz olsun.şuanki keyfimde çok yerinde zaten.
bir kına gecesi ki diğerlerinden çok farklı sadece arkadaş grubunun oluşturduğu kişiler, bir düğün ki çok güzel bir gelin ve yakışıklı bir damat üstelik bu taze çift çok mutlu, bir sınav ki soruların çok zor olmamasına rağmen beni biraz yoran... ve sonunda gecenin bir yarısı ve bütün telaşe bitmiş ve ben koltuğumda oturuyorum... içimde dünkü düğünün güzelliği , içimde sınav sonucu merakı ayaklarımı uzatmış yazıyorum.
mutluluk ve stresi aynı anda yaşadım birkaç gün.bütün yaşadığım duygulara değdi dedirten günlerdi yaşadıklarım. aklımda kalan elimdeki küçük kına, kolumdaki kırmızı kurdela,aklımda topuklu kırmızı ayakkabılar, gelin ve damadın dansı, sınavda türkçeden bıraktığım bir boş ve dairenin alanının formülünü karıştırmam.
mutluydum, mutluydular,mutluyduk... çok güzel günlerdi. mutlu insanları gördükçe mutlu oldum, hayata daha güzel baktım. yeni bir hayat kurmanın heyecanlı ve güzel bir şey olduğunu gördüm gelinimin ve damadımın gözlerinde. iki cihanda da böyle mutlu bir şekilde birlikte olmaları temennisindeyim.... onlar ermiş muradlarına, darısı muradı olan diğer insanların başına:)
ömürlük olsun,
bir yastıkta nasip olsun...
yoğun birkaç günün ardından ayaklarımı uzatıp,laptopu kucağıma alıp bir yandan müzik dinlerken bir yandan yazmak gibisi yok...tek eksiğim kahvem, uykumu kaçırır korkusuyla biraz da üşendiğimden almadım kahve. bu sefer onsuz olsun.şuanki keyfimde çok yerinde zaten.
bir kına gecesi ki diğerlerinden çok farklı sadece arkadaş grubunun oluşturduğu kişiler, bir düğün ki çok güzel bir gelin ve yakışıklı bir damat üstelik bu taze çift çok mutlu, bir sınav ki soruların çok zor olmamasına rağmen beni biraz yoran... ve sonunda gecenin bir yarısı ve bütün telaşe bitmiş ve ben koltuğumda oturuyorum... içimde dünkü düğünün güzelliği , içimde sınav sonucu merakı ayaklarımı uzatmış yazıyorum.
mutluluk ve stresi aynı anda yaşadım birkaç gün.bütün yaşadığım duygulara değdi dedirten günlerdi yaşadıklarım. aklımda kalan elimdeki küçük kına, kolumdaki kırmızı kurdela,aklımda topuklu kırmızı ayakkabılar, gelin ve damadın dansı, sınavda türkçeden bıraktığım bir boş ve dairenin alanının formülünü karıştırmam.
mutluydum, mutluydular,mutluyduk... çok güzel günlerdi. mutlu insanları gördükçe mutlu oldum, hayata daha güzel baktım. yeni bir hayat kurmanın heyecanlı ve güzel bir şey olduğunu gördüm gelinimin ve damadımın gözlerinde. iki cihanda da böyle mutlu bir şekilde birlikte olmaları temennisindeyim.... onlar ermiş muradlarına, darısı muradı olan diğer insanların başına:)
6 Kasım 2009
mektup
okumaktan yorulmuş gözlerime dinlenmesini söyledim ve ellerimi harakete geçirdim.aslında yazacak bir şeyim yoktu da aklıma ne gelirse karalayayım,ya ellerim ya da kalbim beni elbet bir yerlere götürür dedim. aslında yazma işlemi en çok kaleme yakışıyor, kurşun veya tükenmez olması fark etmez yeter ki kağıda değsin o kalem.siyah bir kalvyede dokunuşlarla yazılanlar ne kadar samimi oluyor acaba diye düşünüyorum aslında. elim , düşüncelerimi aktardığım kağıda değmiyor bile.kalbimden geçenleri yazan ellerimse sadece tuşlara tıklamakla görevli.harfi yanlış yazdım,eğri oldu telaşesi yok.nasılsa hepsi aynı boyutta ki boyutunu sevmezsem yine başka bir tıklamayla halledebilirim. bütün bu mekaniklik içinde aktarmaya çalışacağım ruh,kalp,sevgi,huzur,aşk,mutlluk,hüzün gibi tamamen ruhani şeyler. takılıyorum bir yerde, ne kadar samimiyet yansıtabilirim ki bu şekilde. sanki benim elimden çıkmış gibi olmayan bu yazılar nasıl beni yansıtabilecek bilmiyorum; pek merak da etmiyorum ya orası da ayrı. ben yazıyorum işte yazı kendi samimiyetini yansıtamıyorsa bu onun sorunu ,diyip sıyrılayım işin içinden.
bir mektup yazsaydım eğer, güzel bir kağıt bulur en sevdiğim kalemlerde yazardım her paragrafını.mutluluğum o renkli kalemlerden mi yoksa elimin bir kağıda değmesinden midir bilinmez...özledim her ikisini de. kağıt , not almak için; kalem problem çözmk için kullanılan iki araç oldu artık benim için. ama öyle anlaşılıyor ki özlemişim ikisini de, maktup yazmak için özlemişim, samimiyet istediğim için özlemişim. uzun zaman oldu ne mektup alalı ne de yazalı... mesajlaşmak işimi gördüğü için gerek duymamışım ne zamandır bir kağıda. oysaki onun sıcaklığını veremiyordu ki bana.
bir gün bir mektup aldım.o da mekanik harflerle yazılmıştı.sevindirmişti o yazılar beni üstelik önce kağıt süzgecinden geçip sonra mekanik harflere döndüğünü öğrenince sevincim iki kat olmuştu. kağıda,kaleme değmiş bir el tarafından yazılan samimiyeti okumuştum, bana açılan bir kalp,benim için yazılan bir yazı,ben,sen... bilmem ettiğim teşekkür yeterli gelmiş miydi veya teşekkür etmeyi akıl edebilmiş miydim. ne kadar özledim halbuki o samimiyeti, o ruhu, o iç huzurunu... bir gün bir mektup aldım, kağıt kalem süzgecinden geçen samimi bir mektup...
bir mektup yazsaydım eğer, güzel bir kağıt bulur en sevdiğim kalemlerde yazardım her paragrafını.mutluluğum o renkli kalemlerden mi yoksa elimin bir kağıda değmesinden midir bilinmez...özledim her ikisini de. kağıt , not almak için; kalem problem çözmk için kullanılan iki araç oldu artık benim için. ama öyle anlaşılıyor ki özlemişim ikisini de, maktup yazmak için özlemişim, samimiyet istediğim için özlemişim. uzun zaman oldu ne mektup alalı ne de yazalı... mesajlaşmak işimi gördüğü için gerek duymamışım ne zamandır bir kağıda. oysaki onun sıcaklığını veremiyordu ki bana.
bir gün bir mektup aldım.o da mekanik harflerle yazılmıştı.sevindirmişti o yazılar beni üstelik önce kağıt süzgecinden geçip sonra mekanik harflere döndüğünü öğrenince sevincim iki kat olmuştu. kağıda,kaleme değmiş bir el tarafından yazılan samimiyeti okumuştum, bana açılan bir kalp,benim için yazılan bir yazı,ben,sen... bilmem ettiğim teşekkür yeterli gelmiş miydi veya teşekkür etmeyi akıl edebilmiş miydim. ne kadar özledim halbuki o samimiyeti, o ruhu, o iç huzurunu... bir gün bir mektup aldım, kağıt kalem süzgecinden geçen samimi bir mektup...
25 Eylül 2009
DERİNLİK
çok mu dertsiz duruyorum, uzaktan bakınca,
çok mu kalander sandınız dert anlatmayınca.
gamsız hayat ,
herkese başka sorar geçmiş hesapları
gamsız hayat ,
herkese başka sorar görmez gözünün yaşını.
ne zaman benım umursamaz bir insan olduğumdan bahsedilse bu şarkı gelir aklıma... uzaktan görünenle içte yaşananların ne kadar farklı olduğunu anlatan bir şarkı... her doğru sadece gördüklerimiz değil oysaki... dışarıdan görünen bir gözyaşının derinlerde nasıl bir okyanus barındırdığını bilemez karşıdaki... suçlayamayız böyle olduğu için karşımızdakini...herkes bizi anlamak zorunda değil, herkese kendimizi anlatmak zorunda da değiliz... herkes kendi haline takılsa aslında çok daha güzel olacak gibi...
dertliyim bu gece yine...efkarım çok fazla, içim coştu, derinlere indim,yüreğimin derinliklerine.. karanlıkla karşılaştım.. dipsiz bir kuyu gördüm.elimi sokmak istedim ama cesaret edemedim..derinliği çok fazla gibi geldi, boğulmaktan korktum...geri çekildim hemen..suların çekilmesini bekledim...aylar geçti, yıllar geçti suların azalması şöyle dursun daha da artmış derinliği... çektim kendimi hemen, elimi bile sürmeye korktum... derinlerde geziniyorum yine ama suya dokunmadan....
çok mu kalander sandınız dert anlatmayınca.
gamsız hayat ,
herkese başka sorar geçmiş hesapları
gamsız hayat ,
herkese başka sorar görmez gözünün yaşını.
ne zaman benım umursamaz bir insan olduğumdan bahsedilse bu şarkı gelir aklıma... uzaktan görünenle içte yaşananların ne kadar farklı olduğunu anlatan bir şarkı... her doğru sadece gördüklerimiz değil oysaki... dışarıdan görünen bir gözyaşının derinlerde nasıl bir okyanus barındırdığını bilemez karşıdaki... suçlayamayız böyle olduğu için karşımızdakini...herkes bizi anlamak zorunda değil, herkese kendimizi anlatmak zorunda da değiliz... herkes kendi haline takılsa aslında çok daha güzel olacak gibi...
dertliyim bu gece yine...efkarım çok fazla, içim coştu, derinlere indim,yüreğimin derinliklerine.. karanlıkla karşılaştım.. dipsiz bir kuyu gördüm.elimi sokmak istedim ama cesaret edemedim..derinliği çok fazla gibi geldi, boğulmaktan korktum...geri çekildim hemen..suların çekilmesini bekledim...aylar geçti, yıllar geçti suların azalması şöyle dursun daha da artmış derinliği... çektim kendimi hemen, elimi bile sürmeye korktum... derinlerde geziniyorum yine ama suya dokunmadan....
12 Eylül 2009
unutmak
birçok insan sevdim..hepsine kalbimden büyük parçalar verdim..karşılığında elbette bana da onlar kalplerinden bir parça verdiler.fakat benimkilerden bir farkla..ben kocaman parçalar verirken onlar çok küçük kopardılar parçalarını..aldım o küçük parçaları kalbime yerleştirdim.. bir gün baktım ki kalbim boşluklarla dolmuş..her koparılan parçanın yerine konulan o küçük parçalar kalbimde derin boşluklar oluşturmuş... ne zaman kalbime baksam artık kocaman delik görüyorum..ve her boşluk parçasının kime ait olduğunu biliyorum..yani benim unutmam mümkün değil.. unutulmak, işte onu fazlasıyla hissediyorum..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
